Sağlık

Ayak sağlığı günlük performansı etkiliyor haberi Kayserispor kulüp doktoru Ahmet Hamdi Çağlar, ayağın yapısı ve fonksiyonundaki bozuklukların ayağın yanı sıra vücudun hemen her yerinde mekanik problemlere neden olabileceğini, spor performansını etkilediğini belirtti. (daha fazla…)
Sağlık

Bitle mücadelede ilaç yutmak daha etkili haberi Fransa’daki bilim adamlarının yaptığı araştırmada bitlerin klasik tedavilere daha dirençli olduğu bu nedenle ağızdan alınan ilaçla klasik yöntemlerden daha etkin olduğu belirtildi. (daha fazla…)
Sağlık

Sözleşmeli sağlıkçılar da kadro istedi! haberi Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmene kadro verileceğini açıklamasının ardından yaklaşık 80 bin sözleşmeli sağlık çalışanına kadro verilmesi için Türk Sağlık-Sen Sağlık Bakanlığı’na başvuru yaptı. (daha fazla…)
Sağlık

Çoğul gebelikte bebek ölüm riski fazla haberi Prof. Dr. Nilgün Kültürsay, bebek ölüm riskinin çoğul doğumlarda tekizlerle karşılaştırıldığında beş kat arttığını, felç oranının da çoğul doğumlarda arttığını söyledi. (daha fazla…)
Sağlık

Diyet ilaçlarındaki madde kalp krizine yol açıyor haberi Dr. Özgür Göknel, Uzakdoğu’dan gelen zayıflama tabletlerinin içinde tiroit bezi ekstrelerine, kalp krizine yol açabilen sibutramin maddesine, ölüme yol açtığı için ABD’de yasaklanan amfetamine rastlandığını söyledi (daha fazla…)
Sağlık

Göbekte biriken pozitif enerji haberi Dr. Hikmet Gülaçtı ihtiyaçtan fazla alınan gıda sonrası oluşan pozitif enerjinin vücudun çeşitli yerlerde biriktiğni belirtek bunun temelinde sağlıksız beslenmenin yattığını söyledi. (daha fazla…)
Sağlık

Bahar yorgunluğuna karşı renkli beslenin haberi Kendimi çok yorgun hissediyorum Kilo vermek için denemediğim yol kalmadı Migren ataklarımı durdurmanın bir yolu yok mu? Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? (daha fazla…)
Bakım

Cilt gözenekleri için gerekli bakım yapılmadında, açık olan gözeneklere kir doluşur ve buda zamanla sivilcelere ve sihay noktalara neden olur. Kaldı ki güzelliğin en büyük unsurlarından biridir sıkı bir cilt…
Sevgili Melek’ler; cilt gözeneklerini sıkılaştıran tamamen ev yapımı doğal çözümler sunuyoruz sizlerin bilgisine.
Bademli Gözenek Sıkıştırıcı Maske
120gr kabukları soyulmuş badem,
1 yumurtanın akı,
1-2 çorba kaşığı gül suyu.
Bademleri döverek iyice un haline getirin. Yumurta akını çırpmadan katın. Karışıma, yumuşak bir macun haline sokacak kadar gülsuyu ekleyin. Elde ettiğiniz maskeyi yüzünüze sürün, 10dk bekledikten sonra durulayın.
Gözenek Küçülten Maske
4 bardak elma ya da nane sirkesi,
4 bardak damıtılmış su,
1 çay fincanı nane yaprağı.
Bütün malzemeyi karıştırarak kaynatın. Ateşten alarak cam bir kaba koyun. 5 gün bekletip, süzün. Bu karışım gözenekleri sıkıştırıp, küçültecektir.
Sıkı gözenekler için
Ezilmiş taze muşmula yaprağı, 20 dakikalık kompres olarak uygulanır.
Dilimlenmiş havuç, hıyar veya domates, 15-20 dakika süreyle problemli bölgeye yatırılır.
Bal maskesi, 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.
Gözenek sıkılaştırma
Kahve fincanı alkol, iki çorba kaşığı elma sirkesi, yarım kahve fincan gülsuyunu karıştırıp bir cam sişeye koyun ve soğuk yerde muhafaza edin. Sabah-akşam cildinizi bu losyonla silin. Yatmadan önce de elma suyu ve limon suyunu karıştırıp cildinize sürün, kuruyunca yatın.
Yağlı ve Gözenekli Ciltler İçin Maske
1 çorba kaşığı kekik
1 çorba kaşığı ısırgan yaprağı
1 su bardağı kanamış suya yukarıdaki malzemeleri ilave edip 5 dakika demleyin. Elde ettiğiniz bu karışımı 1 hafta boyunca sabah akşam cildinize sürün.
Yağlı ve Gözenekli Cilt İçin Tonik
1 çorba kaşığı kekik ve 250 gr. ısırgan yaprağını. Kaynamış suda demleyin ve süzün. 1 çay kaşığı şap ekleyin. Elde ettiğiniz sıvı ile 4 gün boyunca sabah-akşam cildinizi silin. Bir çorba kaşığı esmer şekeri nemli ellerinizle eritin. Yüzünüze dokundurup,çekin.
makyaj

Göz renginizi ön plana çıkaratacak ve bakışlarınıza daha bir anlam katacak makyaj uygulamalısınız diyor ve iszlere göz renklerine uygun far renklerini ve göz makyaj tekniklerini açıklıyoruz.
Mavi gözlüler: Gözlerinizin dogal güzelligini ortaya çikarmak için, çizelgede mavinin karsisinda olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. “The Color Answer Book” kitabinin yazari Leatrice Eiseman “Toprak renklerinden olusan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yani sira, mandalina rengi gibi daha canli tonlari da içerir” diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsaniz, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarini çizerek, göz seklini belirginlestirin. Far için mercan tonlarini tercih edin. Fari göz kapaklariniza birkaç kat uygulayin ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde fari daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kilmak istiyorsaniz, patlicana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Ayni zamanda füme de mavi gözleri bugulu gösterir.
Yesil gözlüler
“Gözleriniz yesilse, bakislarinizi keskinlestirmek için, çizelgede yesilin karsisinda olan, kirmizi paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sicak lavanta tonlari gözlerinize en iyi giden renklerdir” diyor Kate Hudson’in makyözü Paul Starr. Kirmizi ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canli renklerden kaçinin, yoksa gözlerinizi ön plana çikarmak yerine, tam tersine onlarin soluk kalmasina neden olacaksiniz. Starr’dan bir öneri daha: “Siyah likit kalem kullanirsaniz, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz.” Ayrica açik sariya çalan bakir tonlarini çok ince bir sekilde kullanirsaniz ilgi çekici bir makyaj saglayabilirsiniz.
Kahverengi gözlüler
Kahverengi gözlerinizin siradan oldugunu asla düsünmeyin. Yapmaniz gereken tek sey, mavi renk kullanarak, onlari ön plana çikarmak. Kahverenginin kontrasti olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. “Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz.” diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston’un makyözü BJ Gillian. Isiltili bir mavi tercih ediyorsaniz, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafini koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açik renkteki fari sürün. Ancak daha dogal bir bakis elde etmek istiyorsaniz, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.
Gri-mavi gözler
Göz kapaklarinda asker yesili far kullanilabilir. Asker yesili bu renk gözleri daha çok öne çikarir, çok dogal durur.
Mavi-yesil gözler
Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalniz gece mavisini transparan seklinde kullanmayi tercih edin, yani abartiya kaçmayin, hafif sürmeye dikkat edin.
Gri gözler
Jean mavisi gri gözleri ön plana çikarir. Ama bu göz rengi için inci beyazi ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.
Gri-yesil gözler
Gül kurusu gri ve yesil karisimi gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginlestirin. Ayrica gümüs ya da azur renklerini ayri ayri ya da kombine ederek kullanmak da çok begeniliyor.
Ela gözler
Kahverengi tonlari bu göz rengini belirginlestirir. Yalniz kahverengi tonlarini göz kapagi ve kas kenarina dogru farkli tonlarda kullanmak daha dogru olur.
makyaj

Göz makyajınızı temizlemek için o pahalı kozmetik ürünlerine ihtiyacınız yok Melek’lerim. Çünkü artık makyaj temizleme toniğinizi evde kendiniz yapacaksınız.
Büyük bir pamuk alın ve suyun altına tutun sonrda pamuğa sıkın ama az sulu kalsın.
Sonra pamuğa 4 damla zeytinyağı damlatın.
Önce üst sonra alttan başlayarak gözlerinizi silin.
Ve o pamuktaki kirleri ve açılan gözenekleri fark edeceksiniz.
Bu göz temizleme formülü kipriklerinizide uzatır ve yeni kiprik oluşumunu sağlar.
makyaj

Makyajı tamamlıyan en önemli etkenlerden biridir göz farını sürmek. Far sürmenin, gözlerde ve yüz güzelliğinde büyük değişimli görsel şölenleri vardır adeta.
Ünlülerin makyaj uzmanı Kim White, far uygularken yapılması ve yapılmaması gerekenleri anlattı. Birden fazla gölge varsa renklerin sorunsuz bir şekilde karıştığından emin olun. Gözünüze yumruk yemiş gibi dolaşmayın.
Dumanlı bakışlara sahip olmak istediğinizde seksi olmak ile morarmış gibi duran göz arasında imca bir çizgi vardır. Buna dikkat edin ve farı sadece bir defa, badem şeklinde uygulayın. Dikkatli uygulamak sizi yara bere içinde gibi göstermez.
İyi sonuç almak için farı iyice dağıtın. Farı nemli bir fırça ile uygulayın. Eye liner olarak uygulandığında far, ince bir fırça ile iki kat sürülmelidir.
Renkli farlar ile parlak farları karıştırarak daha ışıltılı görünebilirsiniz.
Geniş bir göz kapağınız varsa farınızı tüm göz kağaına uygulayın ve derin bakışlara sahip olun. Badem gözlerinm kirpik diplerine daha yoğun far uygulamak gözlerinizi daha çok ön plana çıkarır.
Aynı renklere ve far sürme tarzına takılıp kalmayın.
Standart kahverengi renklerin yanı sıra ametist, çivit ya da bakır tonlarını karıştırarak uygulayın.
Göz kapaklarınıza doğrudan uyguladığınız far uzun süre kalıcı olmayabilir. Bu nedenle doğal yağlardan seçeceğiniz bir göz farı astarı veya saydam, koruyucu pudra sürüp üzerine farınızı uygulayın.
Fırçanızı kullanmadan önce ve sonra hafifçe silkelemeyi unutmayın.
makyaj

Bir kadın 20’sinde de 70′inde de hatta ve hatta doğumundan, ölümüne kadar bakımlı ve güzel olmalıdır diyor ve sizlere orta yaş hanımların kırışıklıklarını gizleyeceği makyajın önerilierini sunuyorum.
Yaşı ilerlemiş ama özenle giyinmiş biri kendine de, çevresine saygı duyuyordur. Ayrıca olgun bir kadın, kibar ve sade bir makyajla yılların getirdiği izleri ustalıkla saklayabilir. Artık gözlerden gizlenemeyen bazı hatlar, biraz makyaj sayesinde örtülebilir.
Gözler
Göz kenarından yukarıya doğru dik bir şekilde toz far sürerseniz, göz kenarındaki ince çizgileri gizler ve düşmüş olan göz kapaklarını gergin gösterebilirsiniz.
Eğer gözlerinizin altı çok kırışıksa, sadece üst kirpiklerinize bol bol maskara sürün ki gözlerinizin altı dikkat çekmesin.
Yanaklar
Pembe ve kayısı tonlarındaki allıklar ideal olur. Ancak allığı sadece elmacık kemiklerinizin en üst noktasına uygulayın. Böylece hem çizgilerin içine allık dolmasına engel olursunuz, hem de yanaklardaki yaşlanmaya bağlı çöküntüyü kamufle etmiş olursunuz.
Dudaklar
Natürel tonlarda rujlar tercih edin. Uçuk pembeler, uçuk şeftaliler uygun olabilir. Parlatıcı yerine, yarı mat veya sedefli rujları kullanmanız iyi olur. Tamamen mat bir ruj sürecekseniz, o zaman istediğiniz kadar koyu renkli bir ruj kullanabilirsiniz. Şunu unutmayın, çok patlak renkli rujlar ve parlatıcılar, dikkati dudak çevresine daha çok çeker ve mimik kırışıklıkları göze daha çok batar.
Ten
Fondöten kullanmamalısınız. Yüzünüzdeki kırışıklıkları ve çizgileri daha çok belirginleştirir, hatta çizgilerin içine girerek onları olduğundan daha fazla vurgular. En iyisi, uygun gördüğünüz yerlere sadece kapatıcı veya hafifçe toz pudra kullanmanızdır.
Sağlık

Sağlıklı erkeğin cinsel yaşamı daha uzun haberi Chicago Üniversitesinde yapılan araştırmada, sağlık durumu iyi veya mükemmel 55 yaşındaki erkeklerin cinsel yaşam süresinin daha uzun olduğu ortaya çıktı. (daha fazla…)
Sağlık

İstenmeyen gebeliğe Türk çözümü haberi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde geliştirilen rahim içi cihaz, ürettiği manyetik alanla sperm ve yumurtaların bir araya gelmesini engelleyerek, gebeliğin önünü kesiyor. (daha fazla…)
Sağlık

Domuz gribi bitti 10 milyon aşı iade haberi Sağlık Bakanı Recep Akdağ, H1N1 gribine karşı tedbir olarak Türkiye’nin, sipariş ettiği 43 milyon doz aşıdan yaklaşık 17 milyon dozu satın aldığını belirterek, bunun çok önemli bir bölümünü geriye verileceğini açıkladı. (daha fazla…)
Sağlık

Stres insan vucudunu nasıl etkiliyor? haberi Stres, çağımızın en önemli sorunlarından biri. Üstelik kadın, erkek, çocuk herkesi etkiliyor. Stres günümüzde pek çok sağlık sorunun ya nedeni oluyor ya da tetikliyor. Peki stres vucudu nasıl etkiliyor. (daha fazla…)
Sağlık

Prostat kanseri hücresini öldüren virüs haberi Bilim adamları solunum yollarında bulunan virüsü prostat kanserinin ilk evresinde olan 6 hastadaki tümörlere enjekte etti. Virüsün kanser hücresini öldürdüğü gözlendi. Araştırmacılar diğer kanserlerde etkinliliği inceliyor (daha fazla…)
Sağlık

En değerli besin yumurta seçildi haberi ABD’de iki üniversitenin yaptığı ortak araştırmada, mutlu olduğunu söyleyenlerin, ‘mutsuzum’ diyenlerden daha konuşkan oldukları ançak konuşmalarının daha özlü olduğu ortaya çıktı. (daha fazla…)
Sağlık

Türkiye’de 7,5 milyon böbrek hastası var haberi Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kenan Ateş, derneğin araştırmasına göre Türkiye’de 7.5 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor. (daha fazla…)
Sağlık

Erkeklerde artan sorun: Meme büyümesi haberi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eksal Kargı, ‘Erkekler de meme küçültme ameliyatları için artık plastik cerrahlara başvuruyor’ dedi. (daha fazla…)
Sağlık

İstenmeyen gebeliğe manyetik müdahale haberi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde geliştirilen rahim içi cihaz, ürettiği manyetik alanla sperm ve yumurtaların bir araya gelmesini engelleyerek, gebeliğin önünü kesiyor. (daha fazla…)
Sağlık

Cilt ve saç bakımında bitkilerin gücü haberi Farmakolog Pınar Alacalı bitkilerin cilt güzelliği ve saç sağlığındaki etkilerini anlattı. İşte cildi güzzelleştirecek, sağlıklı saçlara kavuşturacak öneriler. (daha fazla…)
Parfüm
Evde parfüm yapımı, Suna Dumankaya parfüm tarifi ve parfüm formülü.. Ev parfümü yapmak için 1 kahve fincanını dolduracak kadar gül yaprakları yarım fincan alkol içerisinde 7 gün boyunca bekletilir.
1 bardak su kaynatılır ve kaynadıktan sonra içine 1 çorba kaşığı kadar portakal rendesi, 1 tatlı kaşığı nane ile 2 tane karanfil ilave edilip karışım 15 saat bekletilir. 15 saat bekleyen karışım süzülür ve 7 gün bekletilmiş olan gül sıvısı ile birbirine karıştırılır. Elde edilen ev yapımı parfüm cam kapta ve serin yerde saklanmalıdır. Kullanılacağı zaman içine 1 kapak kadar tatlı badem yağı da ilave edebilirsiniz.
Parfüm
Günlük yaşantımızın vazgeçilmez ürünlerinden olan parfümün geçmişi M.Ö 4000’li yıllara kadar dayanır. Arabistan ve Mısır’da dinsel amaçlarla kokulu maddeler yakılırdı ve dumanlarının kutsal varlıklara mesaj taşıdığına inanılırdı.
Günümüzde, kullandığımız modern parfümler ise ilk olarak Fransa’da 16. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Fransa’nın akdeniz kıyılarına yakın Grasse kentinde kurulan ilk parfüm laboratuvarında üretilen deri eldivenler amber, baharatlar, akça yasemin ve misk ile parfümlendirildi. O zamanlar Fransa’nın sokaklarında açıktan akan kanalizasyonların neden olduğu pis kokudan dolayı insanlar bu eldivenleri burunlarına tutarak dolaşırlardı. 18.yüzyılda deri ticareti önemini kaybettiğinde, parfümlü eldiven üreticileri sadece parfüm üretmeye yöneldiler, bu amaç için yetiştirilen portakal ağaçlarının çiçeklerinden kokulu briyantinler yaratmaya başladılar.
İyi bir parfüm 3 temel notadan oluşur:
1. Base note( Temel nota): Bunlar parfüm fraksiyonunun en kalıcı esanslarıdır. Buharlaşmaları uzun sürer ve tenden en son uzaklaşırlar. Temel notada kullanılan esansların cinsine göre parfüm kullanıldıktan 2-3 saat sonra kokusu ortaya çıkar ve parfümün kalbi, asıl koku olarak değerlendirilir. Parfümün en önemli kısmıdır. Parfüm üretilirken ilk olarak katılır. Sandal ağacı, vanilya ve tarçın temel notada kullanılan esanslara örnek olarak gösterilebilir.
2. 2. Middle note( Orta nota): Bu da parfümde uzun süre hissedilen bir notadır ancak temel nota kadar hissedilmez. Temel notaya göre kokusu daha keskindir. Kokusu daha kolay alınabilir. Limon çiçeği, portakal,ylang ylang ve sardunya esansları bu notada kullanılabilir.
3. 3. Top note( Üst nota): Bu nota parfüme en son eklenen esanslardan oluşur ve parfüm sıkıldıktan sonra ilk 1-2 dakikada keskin bir şekilde alınan sonra kaybolan kokulardır. Orkide, lavanta, bergamut ve gül gibi esanslar kullanılır.
İyi bir parfüm iyi bir beste gibidir. Notalar ve esanslar birleşerek tıpkı bir beste oluşturur gibi parfümleri oluştururlar.
Ayrıca iyi bir parfüm mutlaka kalıcı olmalıdır. Bunu sağlamak içinse parfüm üreticileri “fixative” adı verilen doğal ya da sentetik bağlayıcılar kullanırlar. Doğal bağlayıcıların en meşhuru misk geyiğinin ter bezlerinden elde edilen çok güzel kokulu misk amberidir. En kolay bulunan bağlayıcı ise gliserin’dir.
Parfümün son parçası elbetteki çözücüdür. Genelde değişik derecelerde etil alkol kullanılır.
Parfümlerle ilgili bu kadar bilgiden sonra şimdi sıra evde deneyebileceğiniz çok güzel birkaç basit parfüm formülü vermekte. Bu formüllerde kullanılan esansiyel yağları aktarlardan ya da sitemizdeki parfüm setlerinden temin edebilirsiniz.
Whisper
İçindekiler
* 5 damla sandal ağacı yağı
* 10 damla ylang ylang yağı
* 10 damla bergamut yağı
* 2 damla gliserin
* 100 ml etil alkol
Hazırlanışı
Bütün malzemeleri sırasıyla karıştırıp iyice çalkalayın. Daha sonra siyah bir şişeye boşaltıp 24 saat kuru ve serin bir yerde bekletin.
Star Dust
İçindekiler
* 5 damla vanilya yağı
* 3 damla sandal ağacı yağı
* 8 damla gül yağı
* 10 damla lavanta yağı
* 2 damla gliserin
* 104 ml etil alkol
Hazırlanışı
Bütün malzemeleri sırasıyla karıştırıp iyice çalkalayın. Daha sonra siyah bir şişeye boşaltıp 24 saat kuru ve serin bir yerde bekletin.
Marvelous
İçindekiler
*
* 10 damla tarçın yağı
* 10 damla menekşe yağı
* 10 damla portakal yağı
* 2 damla gliserin
* 120 ml etil alkol
Hazırlanışı
Bütün malzemeleri sırasıyla karıştırıp iyice çalkalayın. Daha sonra siyah bir şişeye boşaltıp 12 saat kuru ve serin bir yerde bekletin.
Suprise
İçindekiler
*
* 5 damla sandal ağacı yağı
* 5 damla gül yağı
* 5 damla ylang ylang yağı
* 5 damla bergamut yağı
* 5 damla portakal çiçeği yağı
* 2 damla gliserin
* 100 ml etil alkol
Hazırlanışı
Bütün malzemeleri sırasıyla karıştırıp iyice çalkalayın. Daha sonra siyah bir şişeye boşaltıp 24 saat kuru ve serin bir yerde bekletin.
Passion
İçindekiler
* 3 damla vanilya yağı
* 8 damla gül yağı
* 12 damla bergamut yağı
* 2 damla gliserin
* 100 ml etil alkol
Hazırlanışı
Alkolü siyah bir şişeye ya da kavanoza boşaltın. Yağları ekleyip çalkalayın. Serin ve kuru bir yerde 1 hafta bekletin.
Homemade Love Tonic
İçindekiler
* 3 damla sandalağacı yağı
* 2 damla vanilya yağı
* 3 damla ylang ylang yağı
* 15 damla bergamut yağı
* 2 damla gliserin
* 100 ml etil alkol
Hazırlanışı
Alkolü siyah bir şişeye ya da kavanoza boşaltın. Yağları ekleyip çalkalayın. Serin ve kuru bir yerde 1 hafta bekletin.
Nirvana
İçindekiler
* 3 damla tarçın yağı
* 3 damla sandal ağacı yağı
* 10 damla menekşe yağı
* 10 damla lavanta yağı
* 2 damla gliserin
* 100 ml etil alkol
Hazırlanışı
Alkolü siyah bir şişeye ya da kavanoza boşaltın. Yağları ekleyip çalkalayın. Serin ve kuru bir yerde 1 hafta bekletin.
Magical Love
İçindekiler
* 3 damla tarçın yağı
* 3 damla vanilya yağı
* 12 damla gül yağı
* 10 damla bergamut yağı
* 2 damla gliserin
* 120 ml etil alkol
Hazırlanışı
Alkolü siyah bir şişeye ya da kavanoza boşaltın. Yağları ekleyip çalkalayın. Serin ve kuru bir yerde 1 hafta bekletin.
Parfüm
A ) DOĞAL YAĞLAR
1 � Bitkisel kökenli Doğal Yağlar
Damıtma
Uçucu Eritkenlerden Çekme İşlemi
2 � Hayvansal Kökenli Doğal Yağlar
B ) SENTETİK YAĞLAR
C ) SU
D ) ALKOL
E ) FİKSATİVE
PARFÜMÜN YARATILMASI
İlk bölümde genel olarak kokuların, daha doğrusu güzel kokuların sihirli güçlerinden ve bu güçlerin nelere kadir olduğundan bahsettik. Bu bölümde ise olabilecek en kısa ve özet şekli ile parfümden bahsedeceğiz.
PARFÜM
Parfüm, doğal veya sentetik kokulu yağlar (hammadde), su ve alkolün belirli oranlarla karıştırılması ile elde edilen güzel kokulu sıvıdır. Bu karışımın oranları üzerinde değişiklikler yapılması suretiyle genel olarak parfüm olarak adlandırdığımız sıvı, çeşitli hallere büründürülür. Bu oranlara göre de çeşitli isimler alır. Örneğin; Parfüm, Eau De Parfum, Eau De Toillet v.b. gibi. Kısacası piyasada birbirine benzer gördüğünüz tüm bu ürünler, parfüm dediğimiz bu güzel kokulu sıvının yağ oranları birbirinden farklı hallerini ifade eder.
PARFÜM YAPIMINDA KULLANILAN HAMMADDELER
A ) Doğal Yağlar
Yaklaşık 200 çeşit bitkisel ve hayvansal kökenli yağ vardır. Doğal yağlar bitkisel yada hayvansal kökenli olmalarına göre iki kısma ayrılır;
1-Bitkisel Kökenli Doğal Yağlar :
Tamamen doğadaki bitki ve köklerden elde edilen, koyu kıvamı nedeniyle de �ağ�olarak adlandırılan ve çıkarıldığı bitkiye kokusunu veren maddelerdir. Bitkiler kendilerine has kokularını veren bu doğal yağları oluşturmak için salgı bezlerinden salgıladıkları 100e yakın farklı kimyasal maddeyi karıştırırlar. Bu yağ üretimi bitkinin yaşına, türüne, mevsime, ısı ve ışık durumuna göre fazla veya az olur. Yağlar bitkinin yeşil kısımlarında oluşur. Ancak bitki olgunlaştıkça diğer kısımlarına da taşınırlar. Netice itibariyle oluşan bu yağa, o bitkinin ismi verilir. Örneğin; lavanta yağı, yasemin yağı, gül yağı gibi… Parfüm yapımında kullanılan doğal yağlar kimi bitkide yaprak kısmından, kiminde kök kısmından çıkarılan yağlardır. Gül, yasemin, teber, nergis gibi bitkilerin parfüm yapımında kullanılan yağları, çiçeklerinden çıkarılırken; lavanta, nane, ıtır çiçeği gibi bitkilerin yaprak ve saplarından, armut, tarçın gibi bitkilerin kabuklarından, süsen, zencefil ve vetiver gibi bitkilerin ise köklerinden çıkarılır.
Bitkisel kökenli yağları elde etmenin iki yöntemi vardır;
Damıtma; Buharla damıtma, çok eski bir işlem olmakla birlikte, aslında 9.yy da Araplar tarafından bulunmuştur. Bu işlem bir imbiklemedir. Hammaddelerin damıtılması için fiziksel bir dizi işlemden geçmesi gerekir. Düzenlenmeli, karıştırılmalı ve fermantasyon ile demlenmelidir. Özü çıkarılacak bitki önce yıkanır, ardından da su içerisinde demlendirilir ve bu su içinde iken damıtılır. Burada asıl amaç buhar ile bitkilerin uçucu bileşenlerini geri almaktır. Kaynama noktaları farklı olan su ve bitkiden oluşan karışım kaynatılır. Karışım kaynatıldığında önce kaynama noktası düşük olan buharlaşır. Bu buhar yoğunlaştırılıp tekrar sıvı elde edilir. Su ve esansın farklı yoğunlukta olmalarının doğal sonucu olarak, otomatikman birbirlerinden ayrılır. Damıtma işlemi de böylece gerçekleşmiş olur.
Uçucu Eritkenlerden Çekme İşlemi; Önce ham maddeler bir aspiratör içinde hexane ve ethanol gibi uçucu eritkenler ile kimyasal işleme tabi tutulur. Sonra defalarca yıkanır, güzel koku dolu eritken damıtılarak konsantre hale getirilir. Uzun tahta bir yayıkta alkol içinde karıştırıldıktan sonra bir konsantre elde edilir. Çözülemeyen bitki özlerini ayırabilmek için filtre edilip soğutulur. Son konsantre işleminden sonra saf bir esans elde edilir. Genelde bu şekilde buharın hidrolik hareketine engel olunduğundan damıtma ile elde edilen üründen daha kaliteli bir ürün elde edilir.
Sonuçta bir kilo gül yağı elde etmek için tam 2.000.000 adet (600 kilo) güle, bir kilo lavanta esansı elde etmek için ise tam 180 kilo lavantaya ihtiyaç var.
BEAVER CİVET KEDİSİ MİSK KARACASI
2- Hayvansal Kökenli Doğal Yağlar : Çeşitli hayvanlardan elde edilen güzel kokulu doğal yağlardır. Örneğin gri amber, misk, castoreum, civet gibi… Bu tür yağlar da parfüm endüstrisinde sıkça kullanılırlar.
GRİ AMBER CASTOREUM
Hayvansal yağların elde edilmesi oldukça zahmetli bir çaba gerektirir. Gri amber, balinaların patolojik olarak bağırsaklarında gizli bulunan spermlerinden elde edilen bir parfüm hammaddesidir. Bunun için parfüm endüstrisi uzun süre balinaların izini sürer. Ancak yine de okyanus yüzeyinde yada sadece uzun kıyılarda hareketli olarak bulunabilen balinadan bu maddenin elde edilmesi çok uzun uğraşlar gerektirir. Balinanın püskürttüğü su toplanarak çeşitli işlemlerden geçirilir ve bu madde elde edilir ve genelde koku sabitleştiricisi olarak parfüm yapımında kullanılır. Amber, ispermeçet balinasının bağırsaklarında yuttuğu katı maddelerin etrafında oluşan maddedir. Bu maddenin elde edilmesi için de söz konusu hayvan avlanarak, bağırsakları çıkarılır. Castoreum, beaver hayvanının arka butları arasında bulunan salgı bezlerinden çıkarılan maddenin, alkol ile demlenmesi ile elde edilir. Civet de yine özel bir tür olan civet kedisinin anüs bezinden elde edilir. Misk, misk karacasının arka butları arasında bulunan yağ tabakasının damıtılması ile elde edilir. Misk denilince akla karaca gelse de kedi, öküz gibi diğer bazı hayvanlardan ve bazı amber tohumları gibi bitkisel kökenli doğal kaynaklardan da bu koku çıkarılmaktadır.
B ) SENTETİK YAĞLAR
Kısa tanımı, tamamen laboratuar ortamında oluşturulan kokulu yağlardır. Bu sentetik yağların üretiminde koku öykünme denilen bir teknik kullanılmaktadır. Doğal yağların hammaddesi olan bitkilerin kokularını ulaştırabildikleri alan, çeşitli tahlillerden geçirilir ve içeriğindeki kimyasallar belirlenir. Aynı kimyasallar bu sentetik maddelerin yapımında bitkinin içinde değil de laboratuar ortamında gerçekleştirilir. Sonuçta öykünülen bitkinin kokusu aynen yaratılmış olur. Koku öykünme haricinde tamamen laboratuar ortamında icat edilen sentetik yağlar da vardır. Bu yağlar da parfüm yapımında kimi zaman başlıca koku olarak kimi zaman da doğal veya sentetik kokulu yağlara yardımcı olarak kullanılır.
Bu organik sentetiklerin kullanımına 19. yüzyılın sonlarında başlanması ile parfüm kompozisyonlarında adeta devrim yaratıldı. Bir zamanlar bu yağların sağlığa zararlı olduğuna dair çeşitli söylemler bulunmasına rağmen; artık bilimsel olarak ta bu maddelerin sağlığa hiçbir zararı olmadığı kanıtlanmıştır. Günümüzde ise doğal yağlara oranla daha çok tercih edilmekteler. Çünkü;
Koku sektöründe sınırsız sayıda alternatifler yaratmayı mümkün kılmaktadır. Dünya üzerinde yaklaşık 200 adet bitkisel ve hayvansal kökenli doğal hammadde varken; 2000 �3000 civarında sentetik hammadde vardır.
Zamanında bulunup kullanılmış ve sentetik taklitleri yapılmış ancak şuanda doğada bulunması mümkün olmayan doğal hammadde kaynaklarının kokularını hala yaşatmaktadırlar.
Leylak, zambak gibi direkt olarak kokularının çıkarılmasına direnç gösteren narin bitkilerin bile kokularını kopyalamayı mümkün kılar.
Maliyetleri doğal hammaddelere oranla oldukça düşüktür.
Ekolojik dengeyi bozacak denli arsız olan parfüm endüstrisinin gazabından tüm doğal çevreyi korumaktadır. Artık sentetik maddeler balinaların bağırsaklarındaki kokunun çıkarılması için avlanmalarına engel olduğu gibi, güzel koku üretimi için soyları tüketilen onca bitki çeşidinden sonra, elde kalan çeşitlerin soyunun devamını garanti etmektedir.
Bu sentetik maddelerin yapımı doğal hammaddelerle kıyaslanınca oldukça kolaydır. Bu günümüzde neredeyse tamamen sentetik hammaddelerden üretilen parfümlerin satış fiyatlarını da düşürmekte ve parfüm artık her türlü gelir seviyesine hitap edebilmekte.
Kısıtlı kaynağı olan doğal hammaddelere oranla, sentetik hammaddelerin tüm dünyadaki ihtiyacı karşılayabilecek denli zengin bir kaynağı var.
Doğal hammaddelerde yakalanması zor bir kalite istikrarını garanti ederler.
Doğal olmalarına rağmen kimi bünyelerde alerji yapabilen doğal hammaddelere göre sentetik ürünler tamamen anti-alerjiktirler.
Kısacası tüm yönleri nedeni ile sentetik yağlar günümüzde üretilen tüm parfümlerin vazgeçilemez hammaddeleridir. Günümüzde orijinal parfümlerde de büyük oranda sentetik hammadde kullanımı artmıştır. Teknolojideki gelişmelere bakılırsa, gelecekte de zengin içerikli, baş döndürücü parfüm kompozisyonlarında da yerlerini koruyacaklardır.
C ) SU
Suyun parfüm yapımında kullanılmasının iki ana nedeni vardır; yine parfüm hammaddelerinden olan alkolün derecesini düşürmek ve de doğal yağların sahip oldukları kokuların etrafı sarmasına yardımcı olmak. Parfüm yapımında kullanılan alkol 80 derece olmalıdır. İşte alkolü bu istenilen dereceye düşürmek için alkole su katıştırılır. Karışımda yerini alan su distilize edilmiş saf su olmalıdır. Distilize edilmiş su şu şekilde elde edilir; doğal yapısında çeşitli kimyasallar ve iyonlar bulunan su, kaynatılır. Oluşan buhar yoğunlaştırılarak diğer bir yere alınır. (Su distile edici cihaz için imal yerimizden görünümlerde Resim 3 e bakınız.) İnorganik kimyasallar buharlaşmadığından; yoğunlaştırılmış buhardan tekrar elde edilen su, tuz içermez. Tuz içermediği için de parfüm içeriğinde kullanılan yağların özünde bir değişikliğe sebep olmaz. Su tamamen kokusuz bir madde olduğu için doğal yağların kokusunu herhangi bir değişikliğe uğratmaz. Karışımında suyun oranı düşük olmakla birlikte en önemli faydası su moleküllerinin buharlaşması esnasında parfümün nüfuz ettiği yüzeydeki koku taneciklerini de buharıyla birlikte kaldırarak havaya karışmasını ve böylece kokunun etrafa yayılmasın sağlar.
D ) ALKOL
Pancar, patates nişastası, incir gibi bazı bitkilerin şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerinin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, uçucu bir sıvıdır. Bu sıvının aynı zamanda yoğun kıvama sahip doğal yağları inceltme ve kokularının kalıcılığını arttırma gibi bir özelliği de vardır ki bu nedenle de parfüm yapımında kullanılır. Bu şekilde tenimize veya kıyafetimize sürdüğümüzde kokulu yağların tenimizde yağlanma yapması ve boyaması da engellenmiş olur. Ancak parfüm yapımında kullanılan alkolün niteliksel olarak iyi bir kaliteye sahip ve olabildiğince kokusuz olması gerekir.
E ) FİKSATİVE (FİKSATÖR)
Güzel kokulu yağların koku moleküllerini emerek bir arada tutulmasını, bu koku bileşenlerinin buharlaşma oranlarının düzenlenmesini ve bunun sonucu olarak daha uzun sürede buharlaşmalarını sağlar. Fiksative kullanılarak yapılan parfüm; koku molekülleri daha uzun zamanda buharlaşacağı için daha uzun süren bir kalıcılığa sahip olur.
Fiksative olarak kullanılan çeşitli hammaddeler vardır; gri ambar, civet, misk v.b. gibi…
Yukarıda saydığımız tüm bu hammaddeler çeşitli oranlarda bir araya getirilerek çiçek, yaprak yada kök notaları ile beslenen evrensel dilimiz olan büyüleyici parfümler meydana getirilir. Şunu da unutmamak gerekir ki; kaliteli bir parfüm yaklaşık olarak 600 kadar maddenin bir araya getirilmesi ile oluşur. Peki parfümler nasıl yaratılır?
PARFÜMÜN YARATILMASI
Farklı maddelerin birbirinden farklı kokularının bir araya getirilip o esiri olduğumuz parfüm kokularına dönüşmesi tam bir uzmanlık, yetenek ve zevk işidir. İşte tüm bu özelliklerin hepsine birden sahip olma şansına sahip kişilere parfüm sektöründe kısaca �urun�deniyor. Ancak yaptıkları iş düşünülünce biz onlara sanatçı demenin daha doğru olacağı kanısındayız.
Tüm dünyada sayıları 50 yi geçmeyen �urun�diye tabir olunan bu kişiler parfüm sektörünün ana beyni. İşte bu nedenle de çok önemliler. Bu önemi bilen ve bu konuda dünya çapında ihtiyaçları daha rahat karşılayabilmeyi amaçlayan Grasse Parfümcülük Enstitüsü de Grasse �a �urun�olma eğitimi veren bir okul açtı. Eğitime bu sene başlayan okul, toplamda 9 aylık bir eğitim veriyor. 9 ayın sonunda da en az 500 farklı kokunun öğrencilerin hafızasına kaydedilmesi amaçlanıyor. Tabi bunun için doğuştan bir yeteneğe de sahip olmak gerekiyor. Aslında bu hedeflenen bu 500 kokuyu hafızada tutabilmek; sadece ilk adım. İyi bir �urun�olabilmek için en az 6 yıllık bir çalışma, çıraklık dönemi ve bu 6 yılın sonunda da en az 4000 kokuyu tanıyabiliyor olmak gerekiyor. 6 öğretmen, 6 �urun�un eğitim verdiği okulda aynı zamanda doğal ve sentetik hammaddelerin kullanılması, hammadelerden nasıl bir sentez oluşturulacağı, parfüm yaratma teknikleri ile ilgili de eğitim veriliyor. Tabi ki bu okula girebilmek için de doğuştan bir yeteneğe sahip olmak şart. Şu an dalında ilk olan bu uluslararası okulda sadece 7 öğrenci bulunuyor.
Her parfümün yaratımı önce �urun�ların beyninde başlıyor. Dünyada sayıları 50 yi bile geçmeyen bu sanatçılar, 100.000 farklı kokuyu algılayabilen, en az 4.000 kokuyu hafızasında tutabilen, kafalarında farklı koku bileşimleri tasarlayabilen kişilerdir.
Yeni bir parfümün yaratılmasına önce somut bir amaç belirlenerek başlanıyor. Mesela çalışan kadın bir somut amaç olarak belirlenmiş ise; bu kadının uzun çalışma saatleri ve kendine ayırabilecek fazla vakti olmaması gibi etkenler göz önünde bulunduruluyor. Bu kadının günün başında süreceği parfümün onu gün sonuna kadar idare etmesi, vereceği ferahlık hissi ile bu kadının gün boyu kendisini zinde hissetmesini sağlaması, kendisini ve etrafındakileri rahatsız etmeyecek denli hafif ama gün boyunca hissedilebilecek denli de ağır bir koku olması v.b. gibileri amaçlanıyor. Ve işte bu somut amaçlara götürecek en optimal kokular düşünülüp, belli oranlarda karıştırılmalarının tasarımı da bu sanatçılarca gerçekleştiriliyor. Sanatçı önce beyninde parfümün kurgusunu tasarlayıp; sonra aylar ve hatta belki yıllarca laboratuarında çalışmalar yaparak beynindeki tasarımı bir gerçekliğe dönüştürüyor.
En basit halde şöyle örnekleyebiliriz; diyelim �arfüm sanatçısı�yasemin, misk, gül karışımı bir parfüm yaratmayı tasarlamış olsun. Sadece bu maddelerin karıştırılması ile parfüm yaratılmış olmuyor. Öyle olsa idi şu hacı esansı satan dükkanları bilirsiniz. Bizler de gidip oradan yasemin, misk ve gül yağı alıp karıştırabilirdik ve sonuçta bir parfüm yaratmış olurduk. Ama her işin olduğu gibi bu işin de kendine has incelikleri var. Ve her şeyden önce parfüm yaratmak tam bir yetenek ve ustalık işi. Bu �arfüm sanatçıları�ın tüm dünyada 50 kişiden fazla olmadığını söylemiştik. Eğer basit bir iş olsaydı, bu sayı çok daha kabarık olurdu herhalde. Neyse örneğimize devam edelim. Yasemin, misk, gül karışımı bir parfüm yaratmayı tasarlayan sanatçı, laboratuar ortamına giriyor. Günlerce bu maddeleri çeşitli oranlarda karıştırıp; farklı karışımlarda elde ettiği neticeleri test ediyor ve sonuçları not ediyor. Aklınıza gelebilecek tüm ihtimalleri deneyip; test ediyor. Neticede kafasındaki tasarıma en yakın sonucu elde edebildiği karışım, tasarısının somutlaşmış hali olmuş oluyor.
Ardından hangi hammaddeleri kullanacağına karar veriyor. Bugün bir tek gül bitkisinin bile parfüm sektörü anlamında yüzlerce çeşidi vardır. Her coğrafyada, her iklimde gül bitkisi kendi içinde farklı kokular üretmektedir. Çünkü daha önceki bölümde bahsettiğimiz üzere sadece gül bitkisinin değil; tüm bitkilerin ürettikleri kokunun miktarı ve niteliği o bitkinin yaşına, türüne, mevsime, ısı ve ışık durumuna göre değişmektedir. Sadece Türkiye�e 13 ayrı bölgede gül yağı üretimi yapılmakta ve her bölgeye ait gül yağının kokusu birbirinden farklılıklar göstermektedir. Türkiye�e üretilen bu gül yağlarından en ünlü ve parfüm sektöründe en rağbet göreni de Isparta bölgesinin gül yağıdır. Bizler onu Isparta gülü olarak bilsek de; onun bilimsel adı Rose Damescana dır. Bu farklılıklar uzman olmayan normal bir kişi tarafından anlaşılamaz bile. Ama parfüm yaratımında çok önemlidir. Örneğimize geri dönecek olursak; parfüm sanatçısı formülasyonundaki yaseminin dünya üzerinde hangi coğrafyada yetişen yasemin olacağına, miskinin hangi yörede yaşamış hangi hayvandan elde edilmiş misk olacağına, gülünün hangi çeşit gül olacağına, hangi sentetik katkı maddesini kullanacağına, bu sentetik hammaddeleri ne oranda kullanacağına karar verir. Parfümünün hangi hammaddelerin hangi çeşitlerinden yapılacağına karar verdikten sonra parfümün yaratılma aşaması tamamlanmış olur.
Burada daha iyi anlaşılması için sadece 3 hammaddeden oluşan bir parfüm yaratıldığını varsaydık. Ama buraya kadar ki öğrendiklerimizden biliyoruz ki; parfüm çok fazla sayıda maddeden oluşuyor. Siz bu örneğimizi kullanılan madde sayısının 300 olduğu haldeki durumuna uyarlayın. Gördüğünüz gibi çok ama çok uzun, zahmetli bir süreç bu.
Parfüm sanatçısı bir parfüm için aylarını vermekte hatta zaman zaman kullanacağı hammaddelere daha sağlıklı karar verebilmek için bizzat hammaddelerin yetiştiği ülkelere gidip; yerinde de araştırma yapmaktadır.
Parfüm sanatçıları bu parfümü kendi hesaplarına yaratmazlar. Genellikle büyük, ünlü, dünya çapında kendini kanıtlamış ve bir Pazar payı oluşturmuş firmalar için çalışırlar. Ya böyle ünlü bir firma başvurur sanatçıya ve �ana şu şu özellikte bir parfüm yarat�der; yada sanatçı yarattığı parfümü çeşitli büyük firmalara sunar. Beğenen bu formülasyonu sanatçıdan bedeli mukabilinde satın alır. Bunun çok anlaşılır sebepleri vardır. Bir parfümü dünya tüketicilerinin alımına sunabilmek için ciddi sermayelere ihtiyaç vardır. Bu ciddi sermayeleri yine dünyaya hitap eden ve dünyada satış yaptığı için de büyük gelirlere sahip olan firmalar karşılayabilir ancak. Bunun da ötesinde sermaye karşılanabilir olsa bile, bu ürünün dünya çapında satılabilmesi için tüketicileri bu ürüne yönlendirmek gerekecektir. Bir ürünü üretip, raflara sürmek ticarette işin sadece yarısıdır. Asıl önemli olan ikinci yarısı ise o raflarda duran ürünün tüketicilerin alışveriş sepetlerine girmesini sağlayabilmektir. Bazı ürünlerde yıllarca mücadele verip de piyasada adınıza bir güven, bir marka oluşturamamışsanız; üretime harcadığınız sermaye kadar da reklama verseniz; istediğiniz sonucu elde edemezsiniz. Parfüm de böyle bir üründür işte. Bugün parfüm giyim sektörü ile kaynaşmış, kozmetik sektörünün ana parçası olmuş ve moda ile bir bütün haline gelmiştir. �arfüm sanatçısı�ndan devam edecek olursak; bu kişi kendi yarattığı parfüme ciddi sermayeler yatırıp piyasaya sürse de o parfümü ile dünya çapında bir ün yakalayamaz ve dolayısıyla büyük satış rakamlarına da ulaşamaz. Çünkü aynı zamanda etek, pantolon, yüz temizleme kremi yada fondöten satmamaktadır.
İşte bu nedenle bugün parfüm sektöründe tüm dünya çapında liderliği elinde tutan sektörünün modasını belirleyen giyim ve kozmetik devleridir. Sadece parfüm üreten firmalar da vardır elbette. Ama bugün sadece parfümleri ile dünya devi haline gelebilmiş olan firmalar, parfüm işine taa parfümün var olduğu günlerden beri emek vermiş olanlardır.
İşte böyle bir firma �arfüm sanatçısı�ndan yarattığı parfümün formülünü satın alır. Ardından da şişe tasarımlarına başlar. Bu da ayrı bir uzmanlık ve sanat dalıdır diyebiliriz. Her parfümün temsil ettiği felsefeye, hayat tarzına uygun cazibeli şişeleri vardır. Bu şişeleri de yine konusunda uzman kişiler tasarlar. Sonra bu şişenin imalatına başlanır. Bu imalat ta bu konuda uzmanlaşmış firmalarca yapılır. Ardından formülü alan firma, hammaddeleri temin edebileceği kuruluşlar içinden seçim yapar. Bugün dünya üzerinde sadece parfüm hammaddesi yapımı ile uğraşan kuruluş sayısı da çoktur. Yine aralarında çok başarılı olanlar olduğu gibi yeterince iyi olmadığı için sadece küçük tüketiciye hitap etmekle yetinmek zorunda kalanlar da vardır. Bunu da şöyle düşünün. Bugün oturduğunuz mahallenin pastanesinde de kazandibi yiyebilirsiniz, ana caddedeki Türkiye�e tanınmış x pastanesinin şubesinden de kazandibi yiyebilirsiniz. Ama tüm Türkiye�e ün yapacak denli yarattığı tatlarda başarılı ve ana caddedeki yüksek dükkan kiralarını karşılayabilecek denli yaratıcılığından çok para kazanabilen pastanenin kazandibi muhakkak ki farklı olacaktır. İşte burada olduğu gibi elindeki formülün hammaddeleri için üretici arayan firma da üretimini yaptığı hammaddelerin başarılarıyla ün yapmış üreticilerden birini tercih edecektir ki bu da maliyeti arttıran bir unsurdur. Yine bir kimya fabrikası ile de anlaşarak parfümünün dolumunu orada yaptırır. Sonuçta bu kadar aşama kat edildikten sonra üzerine bir de markasını basan bu firma dünyanın her yerine ürürünün dağıtımını yapar. Marketlerimizdeki yerini alan parfüm çoğu kez belki de kokusundan ziyade üzerindeki marka ile beğendirir kendisini bizlere.
Ardından da formülünü alıp, üretimi yaptırtan bu firma çeşitli pazarlama firmaları ile çalışarak üretimini yaptığı parfümünün Türkiye�e, Afrika�a, Asya�a marketlerdeki rafları doldurmasını sağlar.
İşte bunca yoğun ve zahmetli çaba; bazen kendimizi masum, bazen vahşi, bazen çekici, bazen sportif, bazen ise duygusal hissetmemizi sağlayan ama her zaman üzerimizdeki inkar edilemez gücü ile bizi esir alan parfüm için sarf ediliyor.
Şimdi ilerleyen satırlarda maliyetlerle ilgili yapacağımız açıklamanın daha net anlaşılabilmesi için orijinal parfümün yatak odalarımızdaki konsolun üstündeki yerini alana dek neler yaptığını kısaca bir daha gözden geçirelim. Yıllarını, yeteneğini, aklını kendisine adayan parfüm sanatçısını doyurdu önce. Ardından içeriğinde kullanılan doğal yağların yapılabilmesi için Isparta�a gül toplayan Fadime Hanımı, Çin�e, Hindistan yada Arabistan�a o narin yaseminleri dallarından koparan işçileri, Sumatra Adalarının kıyı sularında, uzun Amerika kıyılarında, Çin, Japonya yada Brezilya sularında ispermeçet balinalarını avlayan denizcileri, avlanan balinanın bağırsaklarından o amber denen her parfümün baş tacını çıkaranları, laboratuarlarda aylarını vererek sentetik hammaddeleri keşfeden kimyagerleri doyurdu sonra. Daha sonra dünya çapında ürettikleri bitkisel kökenli doğal yağ hammaddeleri pek çok ünlü parfümde kullanılan bir Fransa�ın Grasse şehrindeki Laboratoire Monique Rémy yada bir Almanya�aki Haarmann & Reimer S.A. – Créations Aromatiques firmasına; ürettikleri hayvansal kökenli doğal yağlarla dünyaya hizmet eden Grasse�aki Biolandes Parfumerie firmasına yada organik sentetik yağlar üreten yine Grasse�aki Courrin Jean & Fils S.A. �a kazandırdı. Ardından parfüm yapımında kullanılan teçhizat ve paketleme sistemlerini üreten yine Grasse�aki örneğin bir Tournaire firmasına, şişesinin tasarımını yapan ekibe, şişesinin üretimini gerçekleştiren cam fabrikasına, dolumunu yapan kimya fabrikasına kazandırdı. Tüm dünyaya pazarlamasını yapan şirkete, herkes için cazip hale gelmesini sağlayan reklam ajansına, doğum yerinden evlerimize getiren gemilere ve tırlara, tüm bunlardan sonra bu organizasyonu kurup; üzerine bastığı markası ile tüm dünyaca kimlik kazanmasına sebep olan sahibi firmaya da kazandırdı.
Tüm bunları sayarken yoruluyor insan. Bir de pahalı bulup yanına yanaşmaya korktuğumuz ve bu nedenle de lüks ihtiyaç olarak görüp de; çoğu kez alışveriş listelerimizin hep ertelenen o son satırlarına attığımız parfümü düşünün. Bu maraton daha ince bir bakış açısı ile sayfalarca uzayıp gider aslında. Tüm bunlardan sonra orijinal parfümlerin fiyatlarını yerinde görmek gerek bizce.
Tamam yerinde ve haklı bir fiyatlandırma diye gördük diyelim. Peki gerçekten en büyük ebadı en fazla 4-5 ay idare etmemize ancak yeten bu parfüme sahip olabilmek için yüz dolarlarla ifade edilen rakamlara hangimizin bütçesi müsaade eder. Dövizin Türk Lirası karşısında Karadeniz�eki hırçın dalgalar gibi dalgalanıp durduğu ve sonunda muhakkak Türk Lirasını ezen bir ülkede, neredeyse devletin başkanı konağında otururken öksürünce altüst olan borsası ve para piyasalarını düzeltmek için kendi kaynaklarını yettiremeyip dışarıdan borç alan, emekçiye hakkını, çalışana maaşını ödemekte zorlanan bir ülkede yaşayan biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından %99 unun bütçesi müsaade etmez. Bu durumdan ne parfümü suçlamanın nede onu yaratanlara çamur atmanın bir anlamı yok. Sadece Türkiye�e böyle olduğunu düşünmeyin. Dünyanın her yöresinde parfüm lüks bir ihtiyaç olarak görülmekten kurtulamadı. Yine de üzerimizdeki etkilerini düşününce ona verilen para az bile.
Hatırlayın çok değil bundan 7-8 yıl kadar önce kimilerimiz parfüm ihtiyacımızı karşılamak için yurtdışından getirtmenin yollarını arardı. Bütçesi bu yolları aramaya hacet bile vermeyenlerimiz ise zaten biline geldiği üzere limon kolonyasına, gül suyuna koştu. Hani şu bir tıraş losyonu reklamının �iz pilaki misiniz ki limon sıkıyorsunuz kendinize� dediği gibi, kendini tabiri caiz ise pilaki zannetmek istemeyen gençlerimiz ise asıl amacı koku vermek değil de sadece ter kokularını önlemek olan deodoranta koştu güzel kokabilmek için. Ya sonra?
Açık Parfüm girdi hayatımıza. Artık parfüm kullanmanın zevkine varmayacak kişi, bütçe kalmadı. Şöyle bir düşünüldüğünde aslında komik denilebilecek paralara parfümün dibine vurabilir olduk. İnsan olmamız nedeniyle doğuştan sahip olduğumuz bir hak bizce parfüm kullanmak. İşte hepimiz artık bu hakka sahibiz Açık Parfüm sayesinde. İyi de bunca yıl yurtdışının, kolonyanın, deodorantın yollarını niye gözletti bizlere? Değişen ne oldu da bu duruma geldik?
Parfüm
Kullandığımız kokuların hazırlanmaları ve bugünkü durumlarına gelmeleri uzun bir süreçten geçmiştir. Parfüm yapımcılarının neden binlerce esansa ihtiyaç duyduğunu anlamak zor değildir. Bazı parfümler 75 ile 200 arası madde içermektedirler.
Parfüm yapımında kullanılan bazı esanslar bitkilerden – çiçekler, otlar, şifalı bitkiler, kokulu bitkiler, kökler, ağaçlar ve hatta sebzelerden elde edilirler. İkinci tip esanslar ise sentetiktirler. Tabii parfüm yapımı sadece esansları elde etmekle bitmiyor, aynı zamanda hangi esans ve konuların bir arada kullanılacağına karar vermek de önemli bir iştir.
Parfüm kelimesi, Latince’deki, “tümüyle uçucu” anlamına gelen “per fumum” kelimelerinden türemiş. Eski devirlerde sadece tanrılara ait olan güzel kokular, tapınaklarda kullanılır ve tanrılara sunulurmuş. Eski Mısır’da parfüm, sunaklarda, kuğu yada yuvarlak hap biçimine sokulmuş baharatlar ve aromalar halinde, güneş tanrısı Ra’ya verilirmiş. Dini ayinlerin vazgeçilmez kokuları, daha sonraları kadınlar tarafından benimsenmiş. Antik Yunan’da kadınlar, erkekleri cezbedebilmek için bu kokulardan yararlanıyorlarmış. İlk parfüm 1370 yılında kokulu yağların ve alkolün harmanlanmasıyla üretildi. Bileşiminde alkol, biberiye ve gülsuyu bulunan “Macar Suyu” adındaki bu hoş koku, yaşlanmakta olan Macaristan Kraliçesi Elisabeth von Ungarn’ın güzelliğini koruyabilmesi için üretilmişti.
Bazı parfümler uygulandıktan bir süre sonra koku değiştiren özellikler taşıyabilirler. Bu da içeriğindeki maddelerin farklı uçucu özellikler taşımasından kaynaklanmaktadır. Uzmanlar bu durumu ‘notalar’ diye özetlerler: yüksek notalar, orta notalar ve düşük notalar. Genel olarak taze kokulu daha hafif maddeler daha çabuk buharlaşma gösterirler. Dikkat edin; parfüm sürdükten hemen sonra meyve, kokulu bitki, ot veya çiçeklerin canlı kokusunu hissedersiniz. Bunun nedeni yüksek notalardır. Orta notalar parfümün vücut sıcaklığı ve cilt yağları ile birleştiğinde ortaya çıkarlar, bu anda hafif bir çiçek yada ağaç kokusu ortaya çıkar ve bu süreç 30 dakika ile 1 saat arasında devam eder. Düşük notalar parfümün vücudunuzdaki kimyasallarla tepkimesi sonucunda ortaya çıkarlar, bu koku ve aromalar 2-6 saat dayanıklılık gösterirler.
Bazı parfümler bu 3 notayı taşımazlar, onlarda sadece tek bir kat vardır. Bu tür parfümler koku değiştirmezler ve bütün içerik hemen hemen aynı anda buharlaşıp gider.
Akşam için tatlı çiçek kokulu, doğu aromalı kokular idealdir. Giysileriniz ne kadar çekici ve iddialıysa kullandığınız koku da o kadar güzel olmalıdır.
Neden bazı parfümleri beğenir, bazılarını ise hiç sevmeyiz? Uzmanlara göre bu durumda alışkanlık büyük rol almaktadır; daha önceden olumlu koşullarda duyduğumuz, hissettiğimiz kokular hoşumuza gidecektir.
Kısacası parfüm sadece bir koku değildir; bir tarz, imaj, stil ve moral anlamına gelmektedir. Koku tercihimiz karakter ve ruh halimizi yansıtır. O zaman zaman bizim bir parçamız haline dönüşür. Parfümleri ne kadar sık kullanırsanız onların yaşamınızı o kadar güçlü etkilediğinin farkına varırsınız. Parfümeri sanatını da bunun için uğraşır.
Doğadaki kokuların özünü çıkartıp, şişelere koyma çabasının tarihi 5 bin yıl önceye dek uzanıyor.
Parfüm
İnsanlar bin yıllardan beri doğanın hoş kokularını yakalamaya çalıştılar. Bunu yaparken de her defasında, bitkilerin en yararlı (zengin) parfüm özelliği gösteren koku kaynakları olan maddelerin çiçeklerde, meyvelerde ve köklerde saklı olduğunu öğrendiler. Bu arada bilim dalı, o parfüm özelliği gösteren kokulandırma maddesi olarak algıladığımız şeyin, kolay buharlaşabilen eterik yağlar olduğunu anladılar. Bu hoş kokulu maddenin bir diğer özelliği’de tekstil ürünlerinde, buharlaşma sırasında leke bırakmamasıdır.
Eterik yağların bir başka önemli rolleri ise, doğada böcekler için enformasyon kaynağı olarak hizmet vermek ve bitkiler için de koruma oluşturmak. Bunlar tam gün boyunca oluşuyor; foto sentez esnasında gündüzleri gerçekleşen madde değişimi ve geceleri de bitkinin tazelenme süreci ürünüdür.
Eterik yağlar teşekkül ederken yüksek kompleksli biyo kimyasal maddeler oluşuyor. Bunlar sadece eterik yağların karakteristik kokuları için sorumlu değil, ayrıca bazı kokulandırma maddelerinin terapötik özelliği de saptanmıştır. Eterik yağların molekül yapıları insan hormonu ve bazı vitaminlerin ön basamaklarıyla da (monomer) büyük oranda benzerlik göstermektedir. Örneğin; limon esanslarında yüksek oranda önemli mono terementinler bulunmaktadır. Bu maddeler kapalı odalarda kirlenmiş havayı iyonlaştırarak temizler. Büyük ölçüde mono terementinlerden oluşan bu tür esanslar sevilen parfümerik özelliğinden dolayı kapalı alanların kokulandırılmasında da kullanılmaktadır.
ESANS ÜRETİM YÖNTEMLERİ
Eterik yağlar çeşitli yöntemlerle bitkilerin değişik yerlerinden kazanılabilir, mikroskobik hücre duvarları kırılması sonucu bu kokular açığa çıkar:
a) Enfleurage Metodu
Parfümerik özellik gösteren koku maddelerinin üretiminde kullanılan pratik bir yöntemdir. Bu yöntemde verim düşük olup, aynı zamanda masraflıdır. Bu metotla daha çok Yasemin ve Çuha çiçeği gibi kıymetli esansların kazanımı için kullanılır. Bu metotta yağlı bir cam üstüne taze çiçekler konuyor. Yağ, iki günden uzun sürebilen bir işlemle çiçeklerdeki parfümerik özelliği çeker. Bu, haftalarca her defasında yeni çiçekler camın üstüne koyularak tekrarlanır ta ki yağ doyana kadar. Son aşamada esansı yağdan tamamen ayırmak suretiyle çok kıymetli, birinci sınıf bir esans elde edilir.
b) Soğuk Pres Metodu
Parfümerik özellik gösteren koku maddeleri kazanmanın bir diğer adı ise, Soğuk Pres yöntemidir. Bu metot sadece limonlu kokular kazanmakta kullanılır. Pres’te işlenmemiş limon türü meyvelerin kabuklarının ezilmesi esasına dayanır.
c) Su Buharı Destilasyon Metodu
Eterik yağların kazanılmasında en çok kullanılan yöntem Su Buharı Destilasyon metodudur. Bu yağları içeren kurutulmuş bitkilerin gerekli olan kısımları küçük parçalara ayırdıktan sonra destilasyon kabın içine dizilir. Sonra bu reaksiyon kabına üretilen su buharı gönderilir. Bu sırada bitkiden çözülerek ayrışan eterik yağlar, su buharı vasıtasıyla bir soğutucudan geçirilerek sıvılaştırılmış bir şekilde bir başka kapta toplatılır. Elde edilen bu destilat daha sonra ekstraksiyon yöntemiyle su ve safsızlıklardan ayrıştırılır.
Ekstraksiyon (Ayrıştırma):
Eterik yağlar fiziksel ve kimyasal özelliklerinden dolayı suyla reaksiyon vermedikleri gibi, aynı zamanda suyla faz (suyla karışım oluşturmazlar) oluştururlar. Bu nedenle eterik yağ bir ayırma hunisi vasıtası ile ya direk ayrılır yada uygun bir çözücü vasıtası ile ekstre edilir (ayrıştırılır). Bu su buharı destilasyonu, kendi kaynama noktası derecesinde parçalanan maddeleri daha düşük derecelerde elde etmek için yaygın kullanılan bir yöntemdir.
Destilasyonda 1 kilo gül esansı elde edebilmek için 5 ton taze kopartılmış gül yaprağı gerekliyken, ekstraksiyonda sadece 2 ile 3 ton gereklidir. Bu örnek 1ml eterik yağın neden 50 Euro daha fazla tutabileceğini netleştiriyor.
Karşı karşıya kalınan bu fiyatlara alternatif parfümerik özellik gösteren koku maddelerinin geliştirilmesi şaşırtıcı değil. Çünkü güzel kokulu esansların talebi zaman içinde çokça artarak, sayıları fazla olan kimyacılar tabii kokuları kopyalamaya çalıştılar. Böylece tabii parfümerik özellik gösteren koku maddelerinin üreticileri ile kimya endüstrisi arasında büyük rekabetler oldu.
Yapay kokuların imalatını geliştirmek için, günümüzde bu kokular için gerekli Molekül çeşitlerini tam olarak analiz etmek gerekir. Kütle Spektroskopi’de olduğu gibi, Parfümeri’de yüksek teknoloji metotları’nın kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Günümüzde sürekli gelişen teknoloji sayesinde, en gizemli esans bileşkelerinin molekül yapıları analiz edilebilmektedir.
Gresse, Batı Fransa’da rüyalara dalmış bir şehir, Rönesans’tan beri parfümerik özellik gösteren kokuların Dünya merkezi haline gelmiştir, burada her halde rakiplerin en gizli sırlarının detayları hakkında bilgileri vardır. Bu durum büyük parfüm üreticilerini yılda milyarlık kayıplara uğratıyor, çünkü parfüm özellik gösteren koku kombinasyonları büyük ölçüde benzer şekilde (tarz) taklit ederek çok ucuz (damping) fiyatlara satılmaktadır.
Diğer taraftan, doğanın sırlarını çalarak, gitgide daha da gelişen teknolojiler sayesinde, parfümerik özellik gösteren koku moleküllerin yapıları (strüktürünü) belirlemekte ve böylece doğada bulunan parfüm özellik gösteren kokuların yapay (sentetik) olarak da üretilmesi yaygın hale gelmiştir.
Parfüm
Parfüm Notaları
Parfümlerde temel çözücü olarak alkol ve su kullanılmaktadır. Sürüldüğü zaman, parfümlerde bulunan çözücüler vücut ısısı tarafından hızla dağıtılır ve uçurulur. Geriye kalan parfüm ise uzun saatler boyunca vucüttan buharlaşarak etrafa yayılır. Buharlaşma hızı ve kokunun gücü, parfümün nota sınıflandırmasını kısmen belirler. Her parfüm üst nota, orta nota ve alt nota olarak adlandırılan üç koku yayma aşamasından geçer.
Üst Nota
Parfüm sürüldükten hemen sonra hissedilen kokudur. Kısa bir zaman içerisinde uçacak olan, parfüm içerisindeki en hafif esansların kokularıdır. Tüketicinin deneme aşamasında aldığı koku olması nedeniyle, parfüm pazarlaması ve satışı açısından en çok önem verilen, ancak kullanım sırasında en az etkisi olan kokulardır. Turunçgil ve zencefil kokuları keskin ve çabuk buharlaşmaları nedeniyle üst nota bileşenlerinde sıkça kullanılır.
Orta Nota
Kalp nota olarak da adlandırılır. Üst nota kokuları uçtuktan sonra hissedilmeye başlanır. Dip notaların ilk anda çok da hoş olmayan, ancak zamanla güzelleşen kokusunu ortalama 20 dakika ile 1 saat arasında perdeler. Genellikle, yumuşak, çok belirgin olmayan kokular içerir. Lavanta ve gül kokuları tipik orta nota kokularıdır. Üst nota ile orta nota zaman zaman “baş nota” adı altında beraber değerlendirilir.
Alt Nota
Üst notanın tamamen ortadan kalkması ile ortaya çıkan, parfümün asıl karakteristik kokusudur. Alt ve orta notalar bir parfümün temasını belirler. Parfümün kalıcı ve derin olması, alt notasına bağlıdır. Uygulamayı takip eden ilk 30 dakika içerisinde hissedilmesi zor olan alt nota, devam eden süre boyunca parfümün hissedilen kokusu olacaktır.
Üst notalarda en çok görülen maddeleri koku gruplarına göre şöyle sıralayabiliriz
ÇİÇEK;Sardunya, papatya, gardenya, kadife çiçeği. BAHARATLAR;Tarçın, kakule, karanfil, kişniş, biber, siyah Frenk üzümü tomurcuğu. MEYVELİ;Şeftali, armut, erik, kayısı, ahududu, kavun. TURUNÇ;Limon, bergamot, petitgrein, misket limonu, ananas, portakal çiçeği, mandalina. YEŞİLLİK;Kasnı, sümbül, lavanta, biberiye, nane, fesleğen, tüylü adaçayı.
Orta notalarda en çok görülen maddeler şunlardır
Karanfil-sıklamen-nergis-alyasemin-frezya-sardunya-güneşçiçeği-bal-hanımeli-yasemin-fulya-leylak-inciçiçeği-manolya-mimoza-zerrin-portakaltomurcuğu-orkide-şakayık-gül-stefanodis-mürdümük-sümbülteber-menekşe-nilüfer-beyaz nilüfer-ylang ylang.
Baz-alt notalarda en çok kullanılan maddeler şunlardır
Griamber-balzam-benzoin-sedir odunu-miskkedisi-kumarin-günlük-laden-misk-mürsafi-meşe yosunu-paçuli reçineler-sandal ağacı-aselbent-tonka fasülyesi-vanilya-kabe samanı.
parfümde nota denilen şey esans yağları ve uçucu esanslardır.kimi presleme yönteme tabitutulurken kimi de damıtmA ve çözücülerle absorbe edilerek elde edilir.alt notadaki esanslar üst notalara göre daha fazla miktarlarda parfüm içerisine eklenerek sertliği sağlanır ki zaten üst notadaki esanslara göre daha ağırdırlar….örnek verecek olursak 100 gr vanilya 200 gr limon esansını bastırır..üst notlar genelde uçucu yağlardan oluşurlar..uygulamada sıra önemli değildir.
Parfümler alkolün saflığına, öz yağların yoğunluklarına ve karışımlarını oluşturan notaların dağılımlarına göre konsantrasyon türlerine ayrılır. Konsantrasyonlar parfümün yayılımını, etkisini ve kalıcılığını belirleyen unsurlardır.
En fazla kullanılan 3 konsantrasyon, “Parfum”, “Eau de Parfum” ve “Eau de Toilette”tir. Bunların yanı sıra, “Eau Fraîche”, “Eau de Cologne” ve yan ürünler olarak adlandırılan deodorant, sabun, vücut kremi, vücut pudrası, duş jeli serileri tamamlayan diğer konsantrasyonlardır.
Parfüm (öz) Parfümün özünü oluşturur. Parfüm yaratıcısının üzerinde çalıştığı kokunun kaynağıdır. Konsantrasyonlar arasında kokusu en kalıcı olandır. Rötuşsuz (yenilemeden) 4 ila 6 saat arasında kalıcıdır.
Konsantrasyon dağılımı
Öz yağlar: %15 ila %30
Alkol saflık oranı: %96
Notaların dağılımları: %20 üst nota, %30 orta nota, %50 alt nota
Eau de parfum
Parfüm özüne çok yakındır. Parfüme oranla daha az kalıcıdır.
Konsantrasyon dağılımı
Öz yağlar: %10 ila %20
Alkol saflık oranı: %90
Notaların dağılımları: %40 üst nota, %30 orta nota, %30 alt nota
Eau de toilette:En hafif koku türüdür; fazla kalıcı değildir. Öz yağlar ile alkol saflığı açısından en düşük konsantrasyona sahiptir.
Konsantrasyon dağılımı
Öz yağlar: %4 ila %15
Alkol saflık oranı: %80
Notaların dağılımları: %50 üst nota, %30 orta nota, %20 alt nota
Bir seride bulunan parfum, Eau de parfum ve Eau de toilette aynı kompozisyona sahip olmayabilir. Parfüm yaratıcısı konsantrasyonlara hafiflik kazandırabilmek için, “parfum” içinde bulunan çok etkili bir notayı “eau de toilette”te kullanmayabilir.
Magazin

Güzel oyuncu Sienna Miller, yeniden bir araya geldiği eski-nişanlısı Jude Law’ı bu sefer kaybetmemeye kararlı. Miller, şu sıralar Marin Cotillard ve Kate Winslet ile Amerika’da film çeken nişanlısının ardından New York’a taşınma kararı aldı. Sienna Miller’ın yakın çevresi, genç yıldızın, daha önce aldattığı için ayrıldığı Jude Law’ın aynı şeyi bir kez daha yapmasından endişe ettiğini, o yüzden gözünün sürekli onun üzerinde olmasını istediğini söylüyor.
SIENNA MILLER FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
JUDE LAW FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Eşini aldattığının ortaya çıkmasının ardından gelen tepkiler üzerine, bir süreliğine golfü bıraktığını açıklayan Tiger Woods, golf sahalarına geri dönmek için çalışmalara başladı. Günde en az 8 saat çalışan Woods, geçtiğimiz perşembe gününün tamamını golf sahasında antreman yaparak geçirdi.
TIGER WOODS FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

8 Mart nedeniyle Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde konser veren Leman Sam; hem müziği hem de esprileriyle geceye renk kattı.
Yenileri eleştirdi
Sözleri Zeynep Talu’ya ait olan ‘Yol Ver’ adlı şarkıyı seslendirdikten sonra günümüzdeki şarkı sözlerini eleştiren Sam; şunları söyledi: ‘Bizim zamanımızda, ayrılıkların ardından yazılan şarkılarda ‘yol ver’ gibi cümleler kullanılırdı. Şimdilerde bakıyorum ‘Allah belanı versin’, ‘Sevgilimi koluma takarım, Bebek’te üç-beş tur atar seni çatlatırım’ gibi sözler söyleniyor. Bizim dönemimizdeki şarkılar daha edepliydi!’ Şarkı aralarında hayranları ile sohbet eden Leman Sam, ismini hiç sevmediğini belirterek, ‘Benim dönemimde ‘Leman’ ismindekiler genelde şişman öğretmenler olurdu’ dedi ve ekledi: ‘İsmim bana gerçekten çok antika geliyor. Dünyaca tanınan modern Türk şairi Can Yücel’e bakın; o da babamın döneminden birisi ama kızına ‘Su’ adını koymuş!’
LEMAN SAM FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Çağla Şıkel’in doğum iznine çıktığı dönemde Alişan’la birlikte ‘Herşey Dahil’ programını sunan Özlem Yıldız, önceki gün oğlu Demir’le İstinye Park’taydı. Yıldız, ‘Yeni programa başlayacağım için çok heyecanlıyım. Hem kadın programı yapacağız hem de yarışmacılarımızla yarışacağız’ dedi
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Sahnelerin ’sivri dilli’ şarkıcısı Arto, önceki gün Bebek sahilinde motosikletiyle dolaştı. Fotoğraflarını çeken basın mensuplarına gülerek ‘Çekmeyin lütfen’ diyen Arto; ‘Neden kask takmıyorsunuz?’ sorusuna ‘Ben kaz kafalıyım da o yüzden takmıyorum’ yanıtını verdi.
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Konser için gittiği Londra dönüşünde uçakta bir başka yolcuya ait olan Burberry marka çanta Safiye Soyman’ın başına dert oldu… Seyahat sırasında, Soyman’ın önünde oturan bir kadın yolcu, uçak İstanbul’a indiğinde Londra havalimanında satın aldığı Burberry çantasının poşetiyle birlikte kaybolduğunu fark ederek, uçakta panik yaratmıştı. Sonrasında bu poşetin Safiye Soyman’dan çıktığı iddialarına Soyman ateş püskürdü. Şarkıcı, olayla ilgili şu açıklamayı yaptı:
Bana teşekkür etmişti
‘O gün uçakta kemer ikaz ışıkları söndüğünde el bagajımı alıp yere indirdim. Bu esnada bu el bagajının sahibi kendisine ait bagajı da alıp yere indirdiğimi görünce , ‘Safiye Hanım neden zahmet ettiniz’ dedi. Ben de kendisine, önemli olmadığını söyledim. Uçakta yaşanan bu olayın sonrasında, o kişi tarafından kişiliğime karşı ağır saldırı içeren iddialarına dair çıkan haberlere çok şaşırdım ve üzüldüm. O yolcunun iddia ettiği gibi, poşetinin benim poşetlerimin arasında olduğu tamamen hayal ürünüdür. Beni zan altında bırakan ve üzüntüme neden olan bu iddianın hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Avukatım, bu yolcunun kimlik bilgilerine ulaşır ulaşmaz, kendisi hakkında tüm yasal yollara başvuracağım ve başvurumun da takipçisi olacağım. Yolcunun iddia ettiği gibi bir durum olmuş olsa, havacılık kuralları gereği uçakta başka türlü bir prosedür uygulanır, o kişi benden davacı olabilirdi. Zaten o gün yaşanan olaya uçak kabin ekibi de şahittir. O yolcu, nedeni bilemediğim bir şekilde hayal ürününü bu şekilde dile getirmiştir.’
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Geçtiğimiz yaz yoğun konser maratonunun ardından yorulduğunu ve seyircisinden kısa bir izin istediğini açıklayan Sezen Aksu, nisan ayındaki Amerika turnesinden önce Avrupa’daki gurbetçilerle buluşacak. Önümüzdeki ay ABD’nin Maryland, New York ve New Jersey şehirlerinde konser verecek olan Sezen Aksu; 28 Mart’ta İsveç’in Stockholm kentinde sahneye çıkacak. ‘Minik Serçe’, 29 Mart’ta da Almanya’nın Köln kentindeki gurbetçilerimizle hasret giderecek. Aksu, Avrupa ve Amerika seferlerinin ardından yaz tatilini Mordoğan’daki evinde geçirecek.
SEZEN AKSU FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Vazgeçilmez masallardan ‘Alis Harikalar Diyarında’ ünlü yönetmen Tim Burton’ın gözünden izleyeceğimiz bir görsellikle vizyona girdi. Filmde, 19 yaşındaki Alis kaderini bulmak için fantastik bir yolculuğa çıkıyor ve Kupa Kraliçe’sinin korku krallığına son veriyor. Filmde, Alis henüz küçük bir kızken ilk kez karşılaştığı garip dünyaya geri dönüyor ve oradaki çocukluk arkadaşları Beyaz Tavşan, Tweedledee ve Tweedledum, Fare, Tırtıl, Cheshire Kedisi ve Çılgın Şapkacı’yla yeniden buluşuyor. Hollywood’un en başarılı yönetmenlerinden Tim Burton’ın çektiği filmde; başrollerini Burton’ın gözdesi Johnny Depp, Burton’ın hayat arkadaşı Helena Bonham Carter, Anne Hathaway ve Alis rolündeki performansıyla beğenilen Mia Wasikowska üstleniyor. Lewis Carroll’ın aynı adlı romanından beyazperdeye yeniden uyarlanan film, daha önce çekilen Alis filmlerinden büyük farklılık taşıyor. Üç boyutlu görsel bir şölen sunan film için yönetmen Tim Burton, ‘Benden önceki Alis’ler çok pasifti, benim Alis’im çok farklı’ diye konuşuyor. İşte Burton’ın anlattıkları…
Yönetmenlik vizyonunuzu etkileyen güzel sanatlar altyapısına nasıl sahip oldunuz?
Gençlik yıllarımda sevdiğim filmlerin hepsi görsellik açısından zengindi. Hafızamda derin iz bırakan filmlerdi. Bence film görsel bir olaydır. Bu yüzden animasyon altyapıma minnettarım. Animasyon her şeydir. Sanattır, tasarımdır, filmdir. O zamanlar hep animasyon sanatçısı olmak istiyordum. O alanda çalışırken herşeyin nasıl yapılacağını öğreniyordum. Animasyon film yaparken fiilen çalışıyor, planları tasarlıyor, çekimleri ve kurgu işlemini yapıyorsunuz. Başından sonuna harika bir deneyimdi.
Kreatif süreciniz nasıldır? Film için rastgele çizimler yaparken aniden bir karakter bulduğunuz olur mu?
Benim için taslak hazırlama ve çizim süreci, başka insanların not alma süreciyle eşdeğerdir diyebilirim. Kendimi hiçbir zaman bir yazar gibi hissetmedim. Bence görsellik daima önce gelir; aklımdaki fikir ve düşüncelerden görsellik ortaya çıkar.
‘Alice in Wonderland’ örneğinde olduğu gibi yaptığınız ‘yeniden çevrimler’ de büyük ilgi görüyor. Hollywood’dan ‘yeniden çevrimler’ için destek almak, sıfırdan film yapmaktan daha mı kolay?
Bugünlerde bir trend var. Neredeyse bütün TV dizilerinin yeniden çevrimi yapılıyor. Belirli alanlarda güvence faktörünün önemli olduğuna kuşku yok. Ancak eşit oranda da tehlikelidir. ‘Alis Harikalar Diyarında’ gibi bir proje, 3D formatında yapma fırsatıyla birlikte değerlendirilirse, tamamen yeni bir proje gibi de algılanabilir.
HARİKA BİR VERSİYON YOKTU!
İnsanların zaten bildiği bir öyküyü alıp kendi yorumunuzu getirmek tedirgin edici mi?
Açıkçası çok da ürkütücü gelmedi. Geçmişte yapılan ‘Alis Harikalar Diyarında’ prodüksiyonlarına bakıyorum da, izlediğim her versiyonda bir avuç tuhaf karakterin arasında yürüyen pasif bir kız var. Benim yaptığımda ise Alis son derece aktif bir kız olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla geçmişte yapılanlara karşı herhangi bir bağlılık duygum olmadı. Benim için tamamen yepyeni bir deneyimdi. Geçmişten örnek alabileceğim ve yeniden hayat verebileceğim harika bir versiyonu yoktu.
3D formatında çekilmiş bir aksiyon dünyasına ilk adımınızı atarken ‘Alis’in kusursuz bir öykü olduğunu düşünüyor musunuz?
‘Alis Harikalar Diyarında’nın bana cazip gelen yanı 3D formatında çekilecek olmasıydı. Gerçekten de iyi oldu. Bu filmi izlerken tüm sahnelerden büyülendim. Bence ‘Alis’teki asıl olay, öyküsünün edebi yönü değil; tuhaf ve esrarengiz doğasıdır. Bu kadar yıl sonra yeniden denemek bu yüzden cazip geldi.
TİM ZEKASINI ORTAYA KOYDU
Tim Burton’ın sevgilisi Helena Bonham Carter, ‘Alis Harikalar Diyarında’ adlı filmde ‘Red Queen’ rolüyle karşımıza çıkıyor. İşte Carter’ın anlattıkları:
Tim bu filmi yaparken çok ince eleyip sık dokudu. Orijinal kitaptaki tüm karakterlere sadık kalındı ama Tim her zamanki gibi bu filmde de zekasını göstererek kendi farkını ortaya koydu.
Filmdeki tüm karakterler çok çılgın. Hepsi arasındaki tek normal insan Alis. Ben bu çılgınlığı ve deliliği çok seviyorum ve gerçek buluyorum.
Red Queen duygusal problemleri olan çılgın bir kadın. Geçirdiği öfke nöbetleri iki yaşındaki bir çocuğunkiler gibi…
Çekimlere başlamadan önce kitabı tekrar okudum.
Tim ve Johnny birbirlerinin yeteneklerine çok saygı duyan iki kişi, birbirlerine duydukları güven sayesinde ortaya harika bir iş çıkıyor.
JOHNNY DEPP VE TİM BURTON YENİDEN BİRARAYA GELDİ
Yönetmen Tim Burton ve aktör Johnny Depp bu yeni macera için tekrar bir araya geldi. İkili ilk kez 1990 yılının hit filmi ‘Makas Eller’de çalıştı ve hemen yakın arkadaş oldular. Birlikte olağanüstü ve sıradışı filmler yapmaya devam ediyorlar. ‘Ed Wood’, ‘Hayalet Süvari’, ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’, ‘Ölü Gelin’ ve ‘Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi’ ikilinin diğer ortak ürünleri.
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Son olarak ‘Romantik Komedi’ adlı filmde rol alan başarılı oyuncu Cemal Hünal, stil sırlarını InStyle dergisine anlattı…
Kendinize ait belirgin bir tarzınız var. Modayla aranız nasıl?
Alışverişle aram hiç iyi değil. Aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum.
Ne arıyorsunuz, ne bulamıyorsunuz?
Güncel modayı hiçbir zaman sevemedim. Ama klasikleri çok severim. Jean pantolonlar, küt burun kovboy çizmeleri, deri ceketler…
ESKİ GÜZELDİR
Eskitilmiş giysiler…
Eskitebildiğim ve eskidikçe güzelleşen şeyleri giymeyi seviyorum.
Bu durumda giyim tarzınızı bir de sizden dinleyebilir miyiz?
İçinde rahat hareket edebileceğim şeyleri giymeyi seviyorum. Fazla özenmeyi ve özellikle de dikkat çekici şeyleri sevmiyorum. Ama bu, duruma göre değişiklik de gösterebiliyor. Uzun eski bir deri palto çok dikkat çekici olabiliyor ama buna rağmen çok sevip giyebiliyorum.
Ne giymezsiniz?
Parlak şeyleri ve polyesteri sevmiyorum. Sentetik deriden nefret ediyorum.
Deri ceket ve ayakkabılarınız için özel bir bakım yapıyor musunuz?
Hiçbir malzeme iyi işlenmiş bir hayvan derisinin yerini tutamaz. Kullandıkça güzelleşen bir şey. Deri seninle birlikte şekil değiştiriyor ve yaşamaya devam ediyor. Ceketlerim ve ayakkabılarım için sadece eyer yağı kullanıyorum. Eyer yağının içinde bitkisel yağların yanı sıra hayvansal yağ da var. Biraz pahalıdır ama deriye çok iyi geliyor ve çok güzel eskitiyor.
AYI TIRNAĞINDAN YAPTIĞIM KOLYEYİ TAKIYORUM
Aksesuvar kullanıyor musunuz?
Genellikle taktığım ayı tırnağından bir kolyem var, kendim yaptım. Dişlerden, tırnaklardan, tüylerden yaptığım tokalar ve kolyeler var. Çok da severim onları. Ben biraz hiperaktifim. Kollarıma pek bir şey takamıyorum çünkü sağa sola, kapılara takılıyorum.
Bir kadında tahammül edemediğiniz şeyler neler?
Aşırı makyaj ve fazla parfüm kokusu. Bir de kadınların taşıyamadıkları şeyleri giymesi kadar tahammül edemediğim şey yok galiba.
Bir kadında sizi en etkileyen şey doğallık ve sadelik diyebilir miyiz?
Kesinlikle! Kadınların gününe göre yürüyüşü, havası, benliğine dönüş veya benliğinden çıkışı değişiklik gösterebiliyor. İnanılmaz frapan şeyler giyebilir, hatta kendisini bir horoz kuyruğu gibi süsleyebilir; yeter ki üzerindekileri taşıyabilsin.
CEMAL HÜNAL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Daha önce ‘Komik Para’, ‘İkinin Biri’, ‘Kaç Baba Kaç’ ve ‘Karmakarışık’ adlı tiyatro oyunlarında rol alan Ali Sunal, yeni oyunu ‘Medya Maymunları’yla, medyayı eleştirmeye hazırlanıyor. Oyunda ‘şovmen Mesut’ aldı ünlü bir televizyon programcısını canlandıracak olan Sunal, şimdiye kadar oynamadığı tarzda bir rol oynayacağı için heyecanlı olduğunu belirtti. Ali Sunal’ın Ece Uslu ve Soner Karvan’la birlikte rol aldıkları ve medyayı sorguladıkları; yönetmenliğini Mehmet Ergen’in yaptığı ‘Medya Maymunları’ adlı oyun; 10, 17, 25 ve 31 Mart tarihlerinde Nişantaşı Rüştü Uzel Sahnesi’nde sahnelenecek.
‘Karmakarışık’, ‘Kaç Baba Kaç’, ‘Komik Para’, ‘İkinin Biri’ gibi oyunlardan sonra ‘Medya Maymunları’ sizin beşinci tiyatro oyununuz. Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
Askerden döndükten sonra en çok, tiyatro yapmak istiyordum. Yönetmen Mehmet Ergen böyle bir oyun sahneleyeceğinden bahsetti. Mesut karakterini kendime yakın buldum ve kabul ettim. Ancak önceliğim Mehmet Ergen’le çalışmaktı.
‘Medya Maymunları’nda bir medya eleştirisi mi yapılıyor?
İngiliz yazar Joe Penhall’ın bir oyunu. Orijinal adı ‘Dumb Show’. Oyun, medyanın hem önündekiler hem de arkasındakileri, süregelen düzeni anlatıyor ve medya dünyası içinde ‘kim haklı, kim haksız’ ya da ‘hak kavramı aranmaması gereken bir sistem mi’ gibi sorulara cevap bulmaya çalışıyor. Buna seyirci karar verecek ve oyunu izledikten sonra herkesin fikri başka olacak. Oyunda iyi veya kötü yok. Ama seyircinin zaman zaman yakınlaşıp uzaklaşacağı karakterler var. Masal karakterleri, hayal kahramanları yok. İlk perde üç sahneden, ikinci perde de iki sahneden oluşuyor ve seyirci tam anladığını, karakterleri çözdüğünü sanırken ters köşeye düşüyor. Oyun, Türkiye’nin en önemli TV programcısını bireysel bankacılık sistemine dahil etmek isteyen iki bankacıyla, bir otel odasında görüşmesiyle başlıyor.
Nasıl biri Mesut?
Mesut, meşhur bir TV programcısı. Türkiye’de televizyon programı olan, ‘şovmen’ diyebileceğimiz bir star. Zor bir adam. Yokluktan gelip, çok yüksek noktalara ulaşmış. Şanı şöhreti almış yürümüş, etrafındakilere yukarıdan bakan bir kişilik.
MESUT KADAR ARTİST DEĞİLİM
Yani, sizin oynadığınız karakter için ‘medya maymunu’ diyebilir miyiz?
Acaba hepimiz bu düzenin içinde kendimize göre maymun muyuz? İyi maymun, kötü maymun, üç maymun. (gülüyor) Bu şov dünyasının içinde böyle bir rol oynuyor muyuz, oynamıyor muyuz, bilmiyorum. Bu oyunla birlikte bunu düşünmeye başladım açıkçası. Sen istediğin kadar düzgün dur, o zaman sen de ‘düzgün duran maymun’ musun acaba?
‘Mesut’u kendime yakın buldum’ dediniz. Şan, şöhret kısmı mı sizi yakınlaştırdı?
Ben öyle Mesut gibi tepeden bakan, artist bir adam değilim. Kendimi pek, ünlü olarak görmüyorum. Mesut başka bir karakter. Bizim yetiştiriliş tarzımız, çıkışımız başka. Benden bir Mesut olmaz.
Ünlü olmaktan rahatsız olduğunuz anlar oluyor mu?
Bunu nasıl kullandığınla alakalı. Çok takılmazsan, o senin hayatında bir bağ olmaz. Ama sen, ‘Ben ünlüyüm, ona göre hareket edeyim’ deyip omuzlar arkada, göğüs önde, tek kaş yukarıda hareketlere girer, kendini sıkarsan, hakikaten zor bir şey! Bizim insanımız çok iyi gözlemliyor. Her hareketinizi sünger gibi emiyor. Alakalı-alakasız herkesin sizinle ilgili muhakkak bir yorumu oluyor. Sen ünlüysen, seni ünlü yapan, seni seyreden o insanlar… Gözlemlemek, insanlarla birlikte olmak çok önemli. Çünkü o insanlara oynuyorsun. Kendini soyutlarsan, malzemen bitiyor. Bu diyaloğa dikkat etmek lazım. Bir anda tek başına kalabilirsin. Oluşturduğun o star köşkünde tek başına oturuyor olabilirsin. Ben bu diyaloğu iyi kurduğuma inanıyorum.
Sizi komedide görmeye alıştık. Bu oyun da komedi mi?
Aslında bu yönüyle oyun beni de ters köşeye yatırıyor. Dört tane çok komik oyunda yer aldım. Artık biraz daha değişik bir tarz denemenin zamanı geldi diye düşünüyordum. Hakikaten gönlüme göre verdi Mehmet Ergen. O yüzden çok heyecanlanıyorum. Çünkü oyun tamamen komik değil, trajikomik. Seyirci biraz şaşıracak. Gülecekleri yer olacak, zekice esprileri var. Seyirciyi zorlayacağız. Soluksuz takip edecekler.
Komediden gelen alışkanlıkları bir anda kesmek kolay olmasa gerek. Rolünüze çalışırken zorlandığınız yerler oldu mu?
Yıllardır komedi yapan, insanları güldüren o matematiğe alışan biriyim. Bu oyunun provalarında ‘bunu şöyle söyleyeyim de iki kahkaha alayım’a kayıyorum ister istemez. Komedide seri işleyen bir sistem var, burada daha esnek davranmak gerekiyor. Ben ona alıştığım için buna adapte olmakta biraz bocaladım. Çıkıp bir şey söyleyeceğim ve kimse gülmeyecek; nasıl alışacağım bilmiyorum. Bakalım ne olacak?
BELLİ BİR TİPİN ADAMI OLAMAM!
Sizin için ciddi bir sınav diyebiliriz, bundan sonraki kariyeriniz açısından değil mi?
Evet, kesinlikle. Ama ben seçmek, ‘bu adam hep bunu oynar’ dedirtmek istemiyorum. Belli bir tipin adamı olmak beni sıkar. Komedi zordur. Zor tarafından başlamış olmanın avantajını kullanmak istiyorum. Bunun kitabını yazdım diyemem ama matematiğini çözdüm. İçinde yer aldığım projelerden olsa gerek, komedyen kimliğim daha ön plana çıktı.
Oyun nerede ve ne zaman sahnelenecek?
Yarın, Rüştü Uzel Tiyatrosu Hadi Çaman Sahnesi’nde prömiyerimizi yapacağız. 17, 25, 31 Mart’ta yine aynı sahnedeyiz. 18 ve 19′unda Diyarbakıra’a gideceğiz. 26’sında Bursa’da Nilüfer festivalindeyiz. Oyunu izlemek isteyenler, talimhanetiyatrosu. com’dan bilet fiyatları, oyunun yeri ve saati gibi bilgiler edinebilir.
ALİ SUNAL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Şöhret deyince insanın aklına hep iyi yanları geliyor! Ancak Vanity Fair, şöhretin insanın başına bela da olduğunu yazdı. Dergi, tüm hayatları basına yansıyan ünlülerin, hırsızlar için ‘açık hedef’ haline geldiğini belirtti. Geçtiğimiz yıl, starların evlerine giren hırsızlar yüzünden binlerce dolarlık zarara uğradığını kaydetti.
Paris Hilton:
Gittiği her yer, yaptığı herşey internet sitelerine düşen Hilton, evi en çok soyulan ünlülerin başında geliyor. Sosyetik ismin Beverly Hills’teki malikanesi defalarca soyuldu. Son soygunda, hırsızlar Hilton’un evinden yaklaşık 2 milyon dolarlık mücevher ve giysi çaldı.
Lindsay Lohan:
Paris Hilton kadar olmasa da, Lohan da hırsızların sık sık hedefi oluyor. Ünlü oyuncunun Los Angeles’taki malikanesine giren hırsızlar, 125 dolarlık mücevher ve elbiseleri çaldı.
Orlando Bloom:
Hollywood Hills’te lüks bir malikanesi bulunan Bloom’un evine giren hırsızlar, ünlü oyuncunun saatlerini, antika koleksiyonunu aldı. Evden toplam 500 bin dolarlık eşya çalındı…
Megan Fox: ‘
Transformers’la yakaladığı başarıyı Los Angeles’ta 2.9 milyon dolarlık bir malikane satın almak için kullanan seksi oyuncu, hırsızların hedefi oldu. Hırsızlar evden 40 bin dolarlık antika silah çaldı.
Audrina Patridge: ‘
Hills’ dizisinin ünlü oyuncusu Patridge’in, Los Angeles’taki 1.29 milyon dolarlık evine giren hırsızlar, 43 bin dolarlık mücevher ve genç oyuncunun Louis Vuitton marka valizlerini çaldı.
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

ABD’de son dönemde yıldızı en hızlı parlayan isimlerinden bir tanesi olan country müzik şarkıcısı Taylor Swift, Life&Style dergisine konuştu. 52′nci Grammy Ödülleri’nde tam anlamıyla rüzgar gibi esen ve 4 dalda ödül alan genç şarkıcı dergiye özel hayatı hakkında samimi açıklamalarda bulundu. 1989 doğumlu Swift, erkek arkadaşı Taylor Lautner’ı çekici bulmasının en büyük sebebinin genç oyuncunun eğleceli olması olduğunu ve asla eğlenceli erkeklerden vazgeçemediğini söyledi.
‘En İyi Müzik’ dalında Grammy’ye layık görülen ilk kadın country müzik şarkıcısı oldunuz. 2009′daki ‘Fearless’ isimli albümünüz 5 milyondan fazla sattı. Bu sizin için yeterli mi? Tabii ki değil. Henüz çok gencim. Yapmak istediğim daha pek çok şey var. Şarkı söylemeyi, özellikle de country müziği çok seviyorum. Bu başarılardan çok guruluyum. Ama bunlar benim için yeterli değil.
KORKUSUZUM!
Pek çok genç, country müzikten sıkılıyor. Oysa siz kendinize özgü tarzınızla, gençlere de country müziğini sevdirmeyi başardınız… Country müzik, hikaye anlatan bir müzik türü… Ben de anlatılan o hikayelerin hepsini çok seviyorum. O yüzden sanırım, benim sevgim dinleyicilerime de geçiyor. Bunu başarabildiğim için çok mutluyum.
Siz birçok ünlü isim gibi Los Angeles’ta yaşamıyorsunuz… Ben Nashville’de doğdum. Orayı çok seviyorum. Beni ve müziğimi besleyen yer de orası zaten. Bence dünyadaki en güzel yer orası…
Son albümünüzün adı ‘Fearless’ (Korkusuz)… Sizin en büyük korkunuz nedir? Albümümün ismi gibi korkusuzum ben aslında… Ama en çok yanlış kararlar alıp, elimdeki her şeyi kaybetmekten korkuyorum.
En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz konu? Analiz yapmak, karar vermek. Bu belki deminki cevabımla çelişiyor gibi gelecek size… Ama karar alırken uzun süre düşünen, iyi analizler yapabilen biriyim. Bu yüzden de kararlarımın arkasındayım. Bazen bu konuda kendime bu kadar güveniyor olmak beni çok korkutuyor.
‘Valentine’s Day’ isimli filmde beyazperdeye de iyi bir giriş yaptınız. Rolünüz çok kısa olsa da, başarılı bir oyuncu olacağınızı ispat ettiniz… Rolümün kısa olmasını ben istedim aslında… Yönetmen de kadroda muhteşemdi… Birbirinden ünlü isimlerle oynamak benim için çok büyük bir tecrübe oldu. Keşke filmde daha uzun süre yer alabilseydim. Ancak, çekimlerin olduğu dönem benim müzik çalışmalarımın yoğun olduğu zamana denk geldi. Ben de müziğe öncelik verdim. Yoksa ben de filmde daha uzun süre rol alma taraftarıydım…
TAYLOR SWIFT FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

93 Harbi’nde gösterdiği kahramanlıkla destanlaşan ‘Nene Hatun’ film oluyor! ‘Nene Hatun’u canlandıracak Irmak Ünal, Erzurum’a gidip, şive dersleri alacak.
IRMAK ÜNAL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Mehmet Günsür, ‘Cine City’ programında açıkladı: ‘Oyunculuk tekniğimi kara panterleri gözetleyerek geliştirdim. Çalışmaya bir hayvan olarak başlıyor, onun özelliklerini kendinize taşıyorsunuz. Bu sayede yürüyüşünüz, bakışınız değişiyor. Benim için olağanüstü bir deneyimdi.’
MEHMET GÜNSÜR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

GÖZÜM KULAĞIMDAN YARDIM İSTEDİ
Karanlıkta yemek yemek ama zifiri karanlıkta… Pek çok kişinin tercih etmeyeceği bir durum ama pek çok kişinin de başka seçeneği yok! Henüz bir yıl önce Nuri Kaya tarafından kurulan ve annesi de kör olan Ceyda Düvenci’nin gönüllü olarak desteklediği Galata Diyalog Derneği ‘Kör Fotoğrafçılar Projesi’ne gerekli mali desteği sağlayabilmek için geçen ay ‘Karanlıkta Yemek’ projesini başlattı. Derneğin içindeki büyük salonda ayda üç kez düzenlenen yemeklerde, kör garsonlar servis yapıp, kör müzisyenlerin şarkılarını canlı canlı dinlerken siz de onlar gibi kör oluyorsunuz… Deneyim olarak söylüyorum: Gerçekten kısa bir süre içinde öncelikli algılarınız yer değiştiriyor…
Burası ne zaman kuruldu?
Nuri Kaya: 2003 yılından beri körlerle çalışıyorum. 1.5 yıl önce de burası kuruldu. Bir yıl önce de Galata Diyalog Derneği’ni kurduk.
Derneğin amacı ne?
N.K.: Kültür sanat yoluyla, katmanlar arasında diyalog kurabilmek. Kör Fotoğrafçılar Sergisi açmak istiyoruz mesela.
KÖR VE FOTOĞRAF YAN YANA
Kör ve fotoğraf… Yan yana nasıl olacak?
N.K.: En olmaz iki şey, kör ve fotoğrafı biraraya getirmekti. Bu, benim tasarladığım ve geliştirdiğim bir proje. Biz, görme engellilerin İstanbul algısının peşindeydik. Doğuştan görme engelliler, kendilerine hiçbir şekilde yönlendirme yapılmaksızın polaroid makinelerle İstanbul’un fotoğrafını çekiyor. Bir görme engellinin fotoğraf çekmesinde sorun yok; sorun sonrasında başlıyor. Diyelim ki bir çöp kutusu çekecek, bu onun zihninde var. Çekiyor ama ne çektiğini bilmek istiyor. Hiç kimse ona objektif bir şey anlatamayacağına göre yazarlar devreye giriyor. 200 yazarla gönüllü olarak çalışıyoruz. Her yazar bir fotoğrafı seçiyor ve onunla ilgili fotoğrafı çekenin, fotoğrafını anlattığı ses kaydını dinliyor ve üzerine bir metin yazıyor. Siz, fotoğrafı görüyorsunuz. Onun hemen altında da, yazarın metnini Braille alfabesi (görme engellilerin okuyup yazmasını sağlayan alfabe) ile yerleştiriyoruz. Eğer bir görme engelli değilseniz, bu metni okuyamıyorsunuz. Bunun amacı, bu kez sizin görme engelliden yardım istemeniz ve ‘Afedersiniz, yüksek sesle okur musunuz?’ demek durumunda kalmanız…
Ceyda Düvenci: Bu bir dengeleme aslında. Gören, fotoğrafı görecek, konuyu bilmeyecek. Görmeyen, fotoğrafı göremeyecek ama konuyu bilecek.
BÜTÇE BULABİLMEK İÇİN
Bu sergi ne zaman açılacak?
N.K.: İstanbul 2010 Kültür Ajansı’na bunu önerdik. Ajansın artistik komitesi projemizi çok özel buldu. Bize 166 bin TL ödenek çıktı ancak bütçe komisyonu, onay alınmasına rağmen, ‘Projeniz çok güzel. Siz devam edin ama biz destek olamayacağız’ dediler.
C.D.: Bu noktada da bütçe bulabilmek için Nuri Bey’in aklına ‘karanlıkta yemek’ fikri geliyor. Hem insanlara karanlıkta yemek yedirip, körlüğün nasıl bir duygu olduğunu yaşatmak istiyor hem de buradaki kör garsonlara bir maddi destek sağlamak. Öte yandan artan parayla da kör fotoğrafçılar projesine destek olabilmek için çalışıyor. Bizim yolumuz da bu noktada kesişti. Ben, bu ‘kör tadımlar’ı duyurabileceğimi söyledim. Desteğe ihtiyaç var çünkü… www.karanliktayemek.com internet sayfasında gerekli tüm duyurular yapılıyor.
Bu yemeğin ilkinde beraberdik zaten. Çok etkileyiciydi. Siz ne hissettiniz?
C.D.: Benim için çok ciddi bir tecrübeydi. Her şeyden önce, görmeyen bir yakınım olduğundan, benim için çok daha anlamlıydı. Annem hep, ‘Siz tabağıma ne kadar yemek koyarsanız ben onu yerim. Çünkü benim derdim tabak bitirmek. Mesela ben o günün sonunda ne kadar çok yediğimi fark ettim çünkü benim de derdim önümdeki tabağı bitirmek oldu.
Görmemenin ve miktarsız yemeğin ilişkisi nedir acaba?
C.D.: Bilmiyorum. Tek bildiğim, bütün derdimin tabağımdaki yemeği bitirmek olduğuydu. Günün sonunda görmeye devam edeceğimizi bildiğim için çok büyük kaygı ve teslimiyet hissetmedim içimde. Tek hissettiğim, vücudumun aldığı şekildi. İki omuzum öne doğru geldi ve vücudumu kapatma isteği duydum. Bir de gözlerim kulaklarıma yanaştı. Gözüm de sürekli kulaklarıma gitti ve ‘Ben görmüyorum, sen bana göz ol’ der gibiydi. Bir de alakasız sesleri duydum. Aynı anda konuşan üç kişiyi duyabilirim normalde ama öyle bir algım açıldı ki gecenin sonunda 10 kişiyi filan aynı anda duymaya başladım.
CEYDA DÜVENCİ FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

maNga’ya moral desteği
‘We Could Be The Same’ adlı şarkılarıyla ülkemizi Eurovision’da temsil etmeye hazırlanan maNga, önceki gün Bostancı Gösteri Merkezi’nde görkemli bir konser verdi. Yaklaşık 4 bin kişinin izlediği konserin en hararetli anları; maNga’nın Eurovision şarkısını ilk kez sahnede seslendirmesi sırasında yaşandı.
Efe Yılmaz kendisini bıraktı
Şarkının ilk melodilerinin duyulmasıyla birlikte maNga hayranları çığlık çığlığa bağırmaya başladı. Konserin ilerleyen dakikalarında ise turntable’ın başında olan Efe Yılmaz, sahnenin önündeki bariyere çıkarak, kendini seyircilerin üzerine bıraktı. Biletlerin 24.5 ila 34.5 TL arasında satıldığı konser, tıklım tıklım doluydu.
Dört günde 500 bin kişi videoyu tıkladı
maNga’nın eleştiri bombardımanına tutulan ‘We Could Be The Same’ adlı Eurovision şarkısı, youtube’da tıklanma rekoru kırıyor. Müzik otoritelerinin beğendiği ancak vatandaşın ‘hayal kırıklığı’ olarak tanımladığı şarkının videosu; 4 günde 500 binden fazla kişi tarafından izlendi.
MANGA FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ…
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah
Magazin

Ünlü şovmen Beyaz, Uludağ’ı sevdi. 12 Mart’ta doğum gününü kutlamak için memleketi Bursa’ya annesini ziyarete gelen Beyazıt Öztürk, kendisine ayırdığı vakti kayak yaparak değerlendiriyor.
Uludağ’da bol bol kayarak stres atıp enerji depolayan Beyaz, sempatik tavırlarıyla hayranlarının büyük sevgisini kazanıyor. Ünlü şovmen, ‘Harika kayak yapıyorsunuz’ sözlerine, ‘Gözlükleri değiştirin’ esprisiyle karşılık verdi.
Kaynak : Sabah
Bakım
Bazı insanların ciltleri kurudur, çünkü yağ bezlerinin salgılaması azdır. Ama bunun yanısıra kaloriferli evlerdeki havanın kuruluğu, uzun süre güneş ışınları altında kalmak, denizin tuzlu suyunu yıkamamak, yüzü çok sık olarak sabunla yıkamak, fazla alkollü temizleyiciler ve losyonlar kulanmak gibi etkenler de deriyi kurutucu bir rol oynarlar.
Yıkanmanın deriyi nemlendireceği için kurumaya karşı iyi geldiği sanılır. Oysa bilmek gerekirki bu ancak yüze geçici bir nemlilik verir, gerçekte ise deriyi daha çok kurutur. En doğrusu sabahları yüzü ve boynu asitsiz ve yumuşak bir tonik losyonla silmek, hemen arkasından da bir temizlik kağıdıyla nemini almaktır.
“Gündüz kremi” denilen ve nemlenedirici, besleyici, yumaşatıcı kremler vardır. Bu kremler görev icildin yenilenmesini kolaylaştırmak, cildi beslemektir. Makyaj yapılsa da yapılmasa da kullanmak yararlı olur. Daha çok yanaklara, göz kenarlarına,alna ve çenenin boyun kısımlarına sürmek gerekir.
Gece yatmadan önce de yine kuru ciltler için hazırlanmış bir besleyici krem sürmek yerinde olur. Hiç değilse ayda bir kez gece kremini bütün yüzü bir kalıp ya da maske gibi kaplayacak biçimde ve kalın bir tabaka halinde sürmek ve yirmi dakika kadar bir süre bu halde kalmak faydalı olacaktır.
Bakım
Günlük cilt bakımı ürünlerini destekleyerek daha etkili sonuçlar sağlamak için sorun çözücü ürünlerden destek almak gerekir. Maske ler bu kategori içindeki ürünlerdir…Günümüz koşullarında cilt sağlığımızı korumak için her gün düzenli bakım yapmamız gerektiğini biliyoruz. Temizleme, tonikleme ve nemlendirmeden oluşan temel bakım cildin o andaki durumunu korumak, günlük ihtiyaçlarını cevaplamak için gereklidir.
Yaşadığımız dünya ve cilt tehditlerine baktığımızda sadece temel bakım ürünleri kullanarak cildimizi olmasını istediğimiz duruma getirmek ve o durumda uzun süre kalmasını sağlamak pek de mümkün görünmüyor.
Cildimizdeki değişken durumlara cevaplar sunmak ve kullanılan günlük cilt bakımı ürünlerini destekleyerek daha etkili sonuçlar sağlamak için sorun çözücü ürünlerden destek almak gerekir. Maske ler bu kategori içindeki ürünlerdir. Haftada bir ya da iki defa kullanılarak günlük bakım ürünlerinin etkilerini güçlendirirler.
Maskeler içerik olarak kullandığımız temizleyiciden ya da nemlendiriciden daha güçlüdür. Maske lerin etken maddeleri daha yoğundur. Temizleyicimizi ya da nemlendiricimizi günde iki kez kullanırken maske mizi sadece haftada bir iki kez kullanmamızın nedeni de bu yoğunluktur. Bu ürünler her gün kAynı zamanda akne sorunu yaşayan yağlı cilt için kil maske yerine yağın fazlasını ciltten emerken akneye sebep olan bakteriyi kontrol edecek, aknenin sebep olduğu kızarıklık, hassasiyet ve iltihap üzerinde etkili maske ler önerilir. Bu maske lerde sal isilik asit, çinko, niyasinamid gibi maddeler kullanılır. Yine bu maske ler aktif içerikleri ile sadece sorunlu bölgede uzman tavsiyesine göre kullanılmalıdır.
Nem maske leri en çok ihtiyacımız olan maske lerdir. Günlük nemlendiricilerimizi desteklerler. Genellikle hyaluronik asit bakımından çok zengindirler. Hyaluronik asit kendi ağırlığının 1000 katı su tutma özelliği ile cilde çok yoğun su, nem sağlar. Nem maske sine ihtiyacı olan cildimizde başka bir bölge göz çevremizdir. Göz çevremiz daha ince ve nemsiz bir bölgedir. Nem maske leri yine cildin ihtiyacına göre hafta birkaç kez kullanılırken yoğun su kaybı olan dönemlerde nemi dengelemek için her gün kullanılabilirler.
Ben özellikle Dermalogica MultiVitamin Power Recovery Masque denemenizi tavsiye ediyorum. Dermalogica’nın bu özel maske si çoklu vitaminleri ve içerdiği yulaf ile cildi yoğun olarak nemlendiriyor ve çevresel hasarlar ile hassaslaşan cildi rahatlatmaya yardımcı oluyor.
Eğer siz de cildinizde bir şeyleri değiştirmek istiyor ve henüz maske kullanmıyorsanız hemen bir uzmana danışın ve cildinize uygun maske yi kullanmaya başlayın, farkı yaşayın.Kullanılmayacak kadar güçlüdür. Ciltte 5-10 dakika kalırlar. Düzenli maske kullanımı cilt sağlığının korunmasında çok önemli rol oynar.
Temizleyici maske ler: Yoğun temizlik maske leridir. Ciltten yağın fazlasını emer, gözenek içindeki birikimleri temizlerler. Genellikle kil ve bitkisel öz içeriklidirler. Killer ciltten yağın fazlasını emerken aynı zamanda peeling etkisi ile gözeneklerdeki birikimlerin ve ölü deri hücrelerinin atılmasını desteklerler. Cildin ihtiyacına göre haftada bir ya da iki kez tüm yüzde veya sadece yağlanma, yağdan parlama veya siyah nokta gibi deri altı birikimlerinin olduğu, örneğin T bölgesinde kullanılırlar. Temizleyici maske lerin arındırıcı içeriklerinden dolayı göz bölgesinde kullanımları önerilmez.
Bakım
Özellikle yaz aylarında ısınan havayla birlikte alınan duşlar sıklaşıyor. Ancak hekimler, her gün duş almanın, sanılanın aksine çok da sağlıklı olmadığı görüşünde. Uzmanlar, sık yıkanmanın, cildin doğal koruyucu mekanizmasına zarar verdiği konusunda uyarıyor…Almanya’da “Apotheken Umschau” adlı sağlık dergisinde yayınlanan bir araştırma, Almanların giderek daha sık duş almaya başladıklarını ortaya koyuyor. Cilt bakımı nın en başlıca unsurlarından temizlik, dermatologlara göre de vazgeçilmez. Ancak, her gün duş almak sanıldığının aksine yaradan çok zarar getiriyor.Derginin genel yayın yönetmeni Dr. Hans Haltmeier, cilt hastalıklarının çoğunun, insanların günlük bakımlarını yanlış yapmasından kaynaklandığını belirterek, sık yıkanmanın, cildin doğal koruyucu mekanizmasına zarar verdiğine dikkat çekiyor.Araştırma sonucuna göre, Almanların yüzde 80′inden fazlası her gün duş alıyor. Araştırmada, bu eğilimin giderek daha da arttığına dikkat çekiliyor. Ancak sabun ya da şampuan kullanmadan, sadece suyla bile yıkanıldığında bu, cildin kurumasına yol açıyor. Uzmanlar bazı nemlendirici kremler de sık sık kullanılması durumunda, cildin kurumasına sebep olabileceğini belirtiyor.
Sık Yıkanmanın ZararlarıHekimler, sık yıkanmanın yarattığı sorunu şöyle özetliyor:Sık yıkanma, cildin asit-baz dengesini olumsuz etkileyerek, bir çok katmandan oluşan cildimizin en üst tabakasını değişime uğratıyor ve böylece deri, nem kaybına uğrayarak, zararlı maddelerin içeriye nüfuz etmesini engelleyemez hale geliyor. Normal cilt tipine sahip olan insanlarda bu nem kaybı bir gün içinde kapanabiliyor. Nem kaybı ise kuru ve hassas cilt tipinde egzama gibi hastalıkların görülmesine yol açıyor.
Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için önerilen ise haftada en fazla 2- 3 duş almak. Hatta banyo daha da etkili olduğu için haftada sadece bir kez yapılmalı. İstenmeyen kokular içinse silinmek en iyi çözüm olarak gösteriliyor. Uzmanlar, insanların bu konuda bilinçlenmelerini istiyor ve cildin beden sağlığıyla olduğu kadar ruh sağlıyla da yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Buna örnek olarak da bazı cilt hastalıklarının stres yüzünden daha da ağırlaşması gösteriliyor.
Bakım
Cildimiz için direk bir etkisi olmasa da yediğimiz içtiğimiz şeyler cilt yapımızı bozarak zayıflamasına, pürüzlenmesine zemin hazırlıyor. Dermatolog Dr. Howard Murad cildimizin düşmanlarını anlattı…
Aslında sivilceler, pürüzler ve cildimizin kuru ve kabuk kabuk görünmesi; direk yediğimizle, içtiğimizle alakalı olmamakla beraber, tüm vücudumuzda olduğu gibi cilt dokumuz üzerinde de etken oluşturuyor… İşte cildimizin düşmanı 4 şey.
Tuzlu YemişlerDr. Muradın bu konuyla ilgili söylediklerine kulak verin: Aşırı sodyum hücrelerdeki nemi emer ve hücre duvarının dış yüzeyinde birikir.Sonuç ise, şiş göz kapakları ve gözaltı torbaları dır. Unutmayın, yediğiniz tüm o cipsler, gözaltı torbalarınıza değmeyecek…
AlkolElveda, yaz kokteylleri! Alkol almak tıpkı sodyumun yaptığı gibi cildin nemini emer. “Alkol vazodilatördür, yani kan damarlarını genişletir ve cildin yıpranmasına neden olur. Peki ya kırmızı şarabın kalp sağlığına faydası yok mu? Kesinlikle yok, bu sadece bir söylenti.”
Aynı hazzı almak için köpüklü üzüm suyunu deneyebilir, alkol almayarak cildinizin pullanmasını da engelleyebilirsiniz.
Kızarmış YiyeceklerFast- food restoranlarında kullanılan yağlar aşırı ısıya maruz kaldığında 4-hidroksi-trans-2-nonenal ya da HNE adı verilen bir bileşik açığa çıkarır. Bu kötü bir haberdir; çünkü deri hücrelerinin ölümüne neden olur!Ölüme mahkûm bu hücreler kuru, pullanmış ve mat bir cilde sebep oluyor. Vücudunuza verdiği zararlardan bahsetmiyoruz bile…Rafine KarbonhidratlarŞeker, kola ve çoğu işlenmiş yiyecek bu kategoriye giriyor. Şeker ve beyaz undan ibaret olan bu yiyecekler, yağ üretimini aktif hale geçiren androjen hormonun salınımını artırıyor. Bir araştırmaya göre düşük şeker diyet i yapanlarda, işlenmiş yemekle beslenenlere oranla daha fazla sivilce çıkıyor.Daha da kötüsü: “Basit karbonhidratlar glikasyon denilen, kolajen ve elastini serbest radikallere karşı daha korunmasız yapan hücre sindirim sürecine de neden olabiliyor” diyor Murad.
Bakım
Sağlıklı, parlak ve canlı bir cilt için tavşanları taklit edin ve havuç yemeye başlayın.
A vitamini deposu Çıtır çıtır, yemesi kolay ve lezzetli havuçlar aynı zamanda birer A Vitamini deposudur. Göz sağlığınıza faydalı olduğu zaten bilinmekte olsa da, içerdiği antioksidanlar sayesinde cildinize çok fazla yararı bulunduğu pek bilinmemektedir.
Asitli hale getirerek korur
Cilt yüzeyinin pH dengesini korumasını sağlayan havuç, cildi hafif asitli hale getirerek korur. Normal ve sağlıklı bir cildin kimyasal bileşimi hafif asittir. Bu sayede ciltte bulunan bakteri istilasının son bulmasına faydalı olur. A Vitamini desteği yanında, havuç aynı zamanda beslenme stilinizin en önemli besinlerinden biri olabilir. Fazla yağ tüketen bir vücut cildinizdeki tüm nemi emer, kırışıklık lar ve çizgilerin saklanacak bir yeri kalmamasına neden olur.
Uygun pH dengesinin önemi Cildinize sadece su içerek yardımcı olmanız bir yere kadar fayda etse de, ideal olarak 5.4 ile 5.9 arasında sayılan pH dengesini havuç ile korumanız mümkündür. Bu aralık dışında oluşan bir pH dengesi, cildin normal fonksiyonlardan, bakterilerle savaş ve kendi hasarını gidermesi maddelerini zora sokar.
Yapılan bir çalışmaya göre, sadece erkeklerde, kalsiyum ve beta kriptoksantin gibi maddeler cildin asidik değerini etkileyebilmektedir. Araştırmacılar cinsiyetler arasındaki hormonal faklılıklardan dolayı, bazı besinlerin, erkeklerin cildini etkilerken kadın ların cildini etkilemediğini belirtmişlerdir.
Doğru şekilde ve doğru zamanlarda alınacak antioksidanlar sayesinde cildinize canlılık kazandırabilirsiniz. Havucu beslenme düzeninin içine sokmanın zamanı gelmedi mi?
Bakım
Doğal ürünlerle hazırlanan reçetelere örnekler: Papatya yağı(Her tür cilt tipi için); 30 gr.Mayıs Papatyası,100ml. Susam yağı,ve 100 ml. Kırmızı kantaron yağı Benmari usulünde 1 saat bekletilir, tülbenten süzülür. Pamuk yardımı ile cilt temizliğinde kullanılır.
Limon Peeling i (Yağlı Cilt için );2 yemek kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğu,2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı buğday kepeği biraz su ile karıştırılarak lapa haline getirilir. Dairesel hareket ile 2-3 dakika cilde uygulanır, bol ılık su ile yıkanır.
Örnek reçeteler Yeşil çay losyonu (Kuru Cilt);Su bardağı dolusu kaynar suya1 tatlı kaşığı yeşil çay dökülür 10 dakika demlendirilir ve süzülür. 1 yumurta sarısı,1 tatlı kaşığı bal ve10 ml. Gliserin iyice karıştırılır.Çay ile karıştırılıp uygulanır.
Lavanta suyu ; 50 ml.lavanta destile suyu,2-3 damla nane yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi ni bir cam kapta karıştırıp uygulayabilirisiniz. Aynısafa losyonu; 50 ml portakal çiçeği,50 ml gülsuyu ve 20 ml aynısafa tentürünü karıştırıp,iyice çalkalayarak kullanabilrisiniz. Doğal Maske ler; Zencefil Kompresi; 1 bardak zeytin yağı hafifçe ısıtılır,1 yemek kaşığı dolusu zencefil yağa iyice karıştırılır.1-2 saat beklenir. Bu karışımın emdirildiği bezler yüze uygulanır.20 dakika etkilenmesi için bırakılır.
Salatalık maske si;Soyulmuş salatalıklardan kesilen 5 kalın dilim mikserde püre haline getirilir,2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı susam yağı,1 yumurta sarısı iyice çırpılarak mikserdeki püreye ilave edilir.Yüz ve dekolteye ince bir tabaka halinde sürülür 45 dakika etki etmesi için bırakılır.
Ekşimik /çökelek maske si;125 gr. Ekşimik, 2 yemek kaşığı dolusu ılık süt ve yarım limonun suyu iyice karıştırılır. 15 dakika uygulanır.
Doğal Maske ler: Avokado Maske si;Olgun bir avokado kabuksuz olarak çatalla ezilir,yarım tatlı kaşığı bal,1 tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır.Bu karışıma bir yumurta sarısı eklenir.3 yemek kaşığı dolusu zeytin yağı yavaş yavaş bu karışıma katılır. Yüz dekolte ve boyuna uygulanır,20-30 dakika etkilenmesi için beklenir.
Havuç Maske si;1 yumurta sarısı,yarım tatlı kaşığı zeytin yağ ve bir kaşık dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Olgun ciltler için 20-30 dakika beklenerek etkisi ortaya çıkartılır.
Yeşil çay maske si (Olgun cilt için);1 Bardak demlenmiş yeşil çay 3 yemek kaşığı Badem yağı ve 1 yemek kaşığı Bal ile karıştırılır. Yüze 20 dakika uygulanır.
Cildi tazelemek için: Bal,limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı iyice karıştırılır. 20 dakika beklenir.
Limon suyu ve 1 yumurta sarısı iyice karıştırılır. 20 dakika cilde sürülerek beklenir.
Sütte pişirilen 1 elma iyice ezilir ve ılıklaşması beklenir. Cilde uygulandıktan sonra etkisi için 20 dakika beklenmelidir.
Cildin gözeneklerinin sıkıştırılması
Ezilmiş taze muşmula yaprağı ile 20 dakika cilde kompres yapın.
Dilimlenmiş havuç,salatalık ve domates 15-20 dakika süre ile cilde uygulanır.
Bal cilde sürülerek 20 dakika uygulanır, yüz ılık süt ile yıkanır ve soğuk su ile durulanır.
Atkuyruğu veya Ceviz yaprağı çayı 10-15 dakikalık kompres olarak cilde uygulanır.
Bakım
Yüzümüzde ve vücudumuzun diğer güneş gören kısımlarındaki küçük kahverengi lekelere çil denir. Çil en çok beyaz tenli ve kızıl saçlı insanlarda görülür. En etkili çillerden kurtulmanın yolu güneşten korunmaktır.
Çillerinizden bıktıysanız ve yana yakıla çillerden kurtulma yolları arıyorsanız aşağıdaki maske ler size oldukça yardımcı olacaktır.
* Buzdalobınızda uzun süre kaldığı için sararmış olan salatalığı ortadan ikiye bölüp çillerinizin üzerini ovun. Bunu bir müddet hergün veya iki günde bir uygulamaya gayret edin. Çillerinizin renginin nasıl açıldığını fark edeceksiniz.
* İlkbahar veya yaz başında maydanoz yapraklarından, sonbaharda ise maydanoz kökünden maske hazırlanır. Maydanozu (2 yemek kaşığı) robottan geçirip kıyma haline getirin ve temizlenmiş cilde maske olarak uygulayın. Gözaltlarına maydanoz koymayın. 20-30 dakika sonra maske yi soğuk suyla yıkayın ve cildinize nemlendirici krem sürün.
*Maydanoz köklerinin kaynatın, limon suyu ile karıştırın, yüzünüzü bu karışımla sabah akşam silin.
* 2 yemek kaşığı havuç suyuna 20 damla limon suyu ekleyin ve günde 2-3 kez yüzünüze uygulayın. Maske 20-30 dakika bekletilip çıkarılır.
*50 gram maydanozu yarım litre yüzde kırklık alkole yatırın (votka da olur), 2 hafta karanlık yerde dinlendirin ve soğutarak kullanmaya başlayın.
*Yüzünüzde çiller oluşmuşsa, yüzünüze domates dilimleri yerleştirin. Bu işlemden önce cilt iyice temizlenmeli ve az miktarda besleyici krem sürülmelidir. Maske 30 dakika bekletilir. Maske yi soğuk sütte ıslatılmış pamukla çıkarın.
* Maske : 1 kaşık maydanoz ve bir kaşık balı karıştırın, cildinize uygulayın, 45 dakika bekletin. Bu karışıma limon suyu da eklenebilir. Bunun için 2 yemek kaşığı maydanoz kıyması, bal ve limon suyu ile karıştırılır, cilde uygulanıp 15 dakika bekletilir.
* Maydanoz suyunu sütle veya yoğurtla karıştırın, cilde maske olarak uygulayın, 15 dakika sonra oda sıcaklığındaki suyla yıkayın.
*Leke tedavisi için çilek, orman çileği ve frenk üzümü kullanılabilir. Meyvelerden maske hazırlayıp yüzünüze uygulayın, 20-30 dakika bekletin ve ılık suyla yıkayın.
*Yarım bardak bademin üzerine bir bardak kaynar su ekleyin, 3-5 dakika sonra suyu süzün bademleri robottan geçirin. Badem kıymasına yarım limonun suyunu ve 1 yemek kaşığı ılık su ekleyin, karıştırıp soğutun. Maske yi uygulayın, 30 dakika bekletip yıkayın. Haftada iki kere 4-5 ay süreyle uygulamanız lazım.
* 25 gram maya ve 1 tatlı kaşığı limon suyunu karıştırın. Üzerine 1 yemek kaşığı süt ekleyin. İyice karıştırın. Maske olarak uygulayın, 20 dakika tutup yıkayın.
* 1 limonun suyu, 1 yumurta sarısı, 10 gram tozşeker, 100 ml su. İyice karıştırın, yüzünüze uygulayın, 20-30 dakika bekletin. Bir gün sonra tekrarlayın.
* Soğan suyuyla ıslatılmış pamukla yüzünüzü günde iki kez silin.
Bakım
Bitkisel yağların cildimize faydalarını biliyoruz. Kayısı yağınında cildimize birçook fatdası var. AkNellleri temizliyor, cilde canlılık veriyor, kırışıklık ların giderilmesine yardımcı olur ve nemlendirici özelliğine sahiptir.İşte bunların yanı sıra kayısı yağını kullanılarak evde hazırlayabileceğiniz cilt bakım kremi.Malzemeler* 4 Çorba kaşığı kayısı yağı* 2 Çorba kaşığı susam yağı* 2 Çorba kaşığı tereyağı* 1 Çorba kaşığı damıtılmış suHazırlanışıBütün malzemeleri karıştırın. Karışım düzgün bir krem haline gelin ce cam kavanoza koyarak buzdolabında saklayın. Elinize aldığınız bir miktar kremi cildinize masaj yaparak yedirin. 5-10 dakika beklettikten sonra ılık su ile cildinizi temizleyin
Tüm ciltler için uygun olan kayısı yağı, özellikle kırışıklık ları azaltıyor. Kayısı yağı kayısının çekirdeğinden elde edilir. Kayısı yağı A vitamini içerdiğinden dolayı cildi nemlendirip, canlılık ve parlaklık kazandırır. Kayısı aynı zamanda magnezyum, karotin, kalsiyum ve betakaroten maddelerini içerir. Bu maddeler kırışıklık ları azaltır ve cildi canlandırır. Normal ciltler için haftada 1 gün, kuru ciltler için ise defa derinize kayısı yağı sürün. Ayrıca vücut için banyo yaptığınız zaman banyo yaptığınız suya birkaç damla kayısı yağı damlatabilirsiniz. Böylece vücudunuz yumuşak ve pürüzsüz olur.
Sağlık

Domuz gribi salgını tamamlandı, aşılar iade haberi Sağlık Bakanı Recep Akdağ, H1N1 gribine karşı tedbir olarak Türkiye’nin, sipariş ettiği 43 milyon doz aşıdan yaklaşık 17 milyon dozu satın aldığını belirterek, bunun çok önemli bir bölümünü geriye verileceğini açıkladı. (daha fazla…)
Sağlık

Sellülit ve bölgesel zayıflama trendleri haberi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, sellülit ve bölgesel yağlanma konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi. Eczacıbaşı, sellülitten korunmak için koyu kahve ve çaydan uzak durmak gerekitğini söyleyerek bol su tüketimi tavsiye etti. (daha fazla…)
Sağlık

Kendi kendinizin ilacı olun haberi Kırışan, yıpranan, sarkan cilt dokusu artık bu dokuyu genç ve nemli tutan kolajenlerin üretiminin tetiklenmesiyle yenilenebiliyor. Kendi kanınızdan alınan birkaç damla kandan elde edilen plazmanın cildinize enjekte edilerek kendinizin ilacısınız. (daha fazla…)
Uncategorized
2000 yılında kurulan Siberalem.com, bugün 13 milyon profil ve 1 milyon aktif üyesiyle Türkiye’nin en büyük sevgili bulma platformu.
Siberalem.com’da bugüne kadar yüzbinlerce insan tanıştı, buluştu, nişanlandı, evlendi. Hatta pekçok Siberalem bebeği var.
Kız arkadaş, msn arkadaş, zengin arkadaş, bayan arkadaş ve hatta evlilik için uygun birini bulmak için en uygun arkadaşlık sitesi Siberalem.com, ayrıca 7 gün 24 saat ulaşılabilir müşteri hizmetleri servisiyle de diğer arkadaşlık sitelerinden ayrılıyor.
Siberalem.com’da, video chat, çöpçatan, Siberalem messenger, anahtar kelime ile arkadaş arama, detaylı arkadaş arama, daha iyi tanımak için arkadaş adayınıza anket gönderme seçenekleri arkadaş arıyorum diyenlere kolaylık sağlayan araçlar bulunuyor.
Kısaca, aradığınız ne olursa olsun: Arkadaş, sevgili, kız arkadaş, msn arkadaş, zengin arkadaş, chat ya da evlilik; Siberalem’de hepsini bulabilir, istediğiniz herkesle video chat (görüntülü sohbet) yapabilirsiniz.
İyi eğlenceler!
Sağlık

Öksürük, alt solunum yolu hastalıklarının habercisi haberi Nezle, grip ya da soğuk algınlığı sonrasında 7-10 gün içinde geçmeyen, balgamlı, kriz tarzında peş peşe gelen, kimi zaman kusmaya neden öksürüğün astım ya da akciğer hastalıkları gibi alt solunum yolu hastalıklarından kaynaklanabileceği belirtildi. (daha fazla…)
Sağlık

Deri kanseriyle mücadelede alfabe yöntemi haberi Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşe Akman Karakaş, deri kanseri ihtimaline karşı kişilerin vücutlarını düzenli olarak kontrol etmelerini önerdi. (daha fazla…)
Sağlık

Aile hekimliği yıl sonunda tüm Türkiye’de haberi Sağlık Bakanlığının dört yıldır pilot uygulamayla devam eden aile hekimliği sistemi, yıl sonuna kadar tüm Türkiye’yi kapsamış olacak. (daha fazla…)
Sağlık

Sivilce tedavisinde doğru bilinen yanlışlar haberi Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği Üyesi Dr. Özgür Göknel, akne tedavisinde yapılan bazı uygulamaların doğru bilindiğini ancak bunların büyük çoğunluğunun yanlış olduğunu buna uygun şekilde hareket edilmesini söyledi. (daha fazla…)
Sağlık

Evde hayat kurtaran basit bilgiler haberi Ölümlü kazaların yüzde 25′inin evlerde gerçekleştiğini belirden Dr. Tayfun Ergül, kazalara karşı alınacak önlemler ve kaza sonrası yapılması gerekenleri anlattı. İşte hayat kurtaran tedbirler ve ilk yardım bilgileri: (daha fazla…)
Sağlık

Kadınların estetik operasyon mevsimi haberi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, iyileşme süresinin kısa olması nedeni ve yaz aylarına hazırlık amacıyla meme operasyonları için ilkbahar aylarının tercih edildiğini söyledi. (daha fazla…)
Magazin

Şişli Etfal Hastanesi Ortopedi Bölümü Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Metin Küçükkaya, dünyada bile son derece yeni olan, Türkiye’de ilk kez uyguladıklarını açıkladığı motorlu çivilerle boy uzatma tekniğini ayrıntılarıyla anlattı.
Motorlu uzatma nasıl yapılır?
u, dünyada da son derece yeni bir teknik… Boy uzatmada kullanılan kemik içine yerleştirilen çiviler var. Bu çiviler, iki tip… Birinin içinde motor, diğerinin içinde ise mekanik dişli bir sistem var. Bu iki mekanizmada da dışarıdan hiçbir şey belli olmadan boy uzayabiliyor.
TOPALLAR İÇİN RİSK YOK!
Yöntemin avantajları nedir?
Hastalar boyları uzarken rahatlıkla hayatlarına devam edebiliyorlar. Eski yöntemde bir yıl kadar süren tedavi, bu yeni yöntemle 5-6 ay içinde tamamlanabiliyor.
Peki bu yöntem kozmetik olarak da kullanılabilir mi? Yani boyu 1.65 olan bir kadın, bu yöntemle boyunu 1.75 yapabilir mi?
Kozmetik boy uzatma dünyada çok tartışılan bir konu. Sağlıklı kişilere çok önerilmiyor. Çünkü uzatma yaptığınızda kas ve kemiklerdeki oranın bozulmasına bağlı olarak topallama meydana gelebiliyor. Boy uzatmaya gerçekten ihtiyacı olan kişilerin, kas yapıları uzatmaya müsait olduğu için onlar etkilenmiyor.
Ne kadar sürede kaç santim boy uzayabilir?
İki çivide de toplam beş santim, dört ile altı ay içinde uzayabiliyor. Çiviler en fazla sekiz santim uzatır. Ama sekiz santim çok gerçekçi değil. Ben genelde 5-6 santim uzatmayı tercih ediyorum. Ama tek bacak uzatma yapılacaksa, o zaman beş-altı santim sınırı yok. Yaşına göre 10 santim bile uzatılabilir.
Riskleri var mı?
Çözülemeyen bir riski yok.
Yöntem nerelerde kullanılır?
Boy uzatma, tek bacak uzatma, eğriliği düzelterek bacak uzatmada kullanılıyor.
Çok pahalı bir yöntem mi?
Yeni bir uygulama eğitim hastanesi olduğumuz için heyetin onay vermesinin ardından işlemi yapıyoruz. SGK’lıların ayrı bir ödeme yapmasına gerek kalmıyor.
MOTORLU ÇİVİYİ UYGULAYACAK DOKTOR BİLE ÖZEL SEÇİLİYOR!
Bu yöntemi kim buldu? Nasıl geliştirildi?
Bu konuda uzun yıllar değişik çalışmalar yapıldı. Boy uzatma sırasında bacaklara takılan aparatlar sorun yaratıyordu. Bunlar hâlâ kullanılıyor. Ancak dışarıdan görülmeden, bu aletlerin yaptığı işi yapacak sistemler için çok çalışma yapıldı. Bulunan yöntemlerin çoğu yeterince güvenli olmadığı için uygulamaya geçmedi. Son olarak motorlu ve mekanik çiviler bulundu. Yaygın olarak güvenli şekilde kullanılmaya başlandı ama başka çalışmalar da sürüyor. Motorlu çiviler, Airbus uçaklarının motorlarını üreten firma tarafından yapıldı. Bu firma, uçaklarda kullanılan ileri teknolojiyle küçük elektrik motorları üretiyordu. Yani ürettikleri küçük bir motor arıza yapmadan 20-30 yıl kullanılabiliyordu. Aynı zamanda makine mühendisi olan bir Alman ortopedist, bu motorlu çivileri üretmek için firma ile çalıştı. Ve sonuçta bunlar geliştirildi. Motorlu çivinin 800′den fazlası Almanya’da takıldı. Kozmetik olarak uygulamadıklarını açıkladılar. Motorlu çivi, Amerika’da kullanılmıyor. Onlar mekanik çiviyi tercih ediyor. Motorlu çivileri vermek için güvenilirlik anlaşması yapıyor. Sadece özel seçilen doktorlara veriliyor.
İLK HASTA HALE:
BACAĞIM UZARKEN MOTOR SESİ DİNLEDİM!
Hale Denizli, bu operasyonun ilk uygulandığı hasta oldu. Sabah Gazetesi’nde boyu motorlu çivilerle uzatılırken, hikâyesi yayınlandı. Ve genç kız, bacakları aynı boya geldikten sonra yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
MİLİM MİLİM UZADIM!
‘Bir yıl önce işe gitmek üzereyken trafik kazası geçirdim. Yedi ameliyat sonunda bacağım tam yedi santim kısaldı. 20 yaşımda birden topal oldum ama tek sorun bu da değildi. Büyük ağrılar çekmeye başladım, omuriliğim bu topallamanın etkisi ile zarar görmeye başladı. Denizli’deki doktorlarım Şişli Etfal Hastanesi’ni önerdiler. Bana, burada motorlu çivilerle boy uzatmayı teklif ettiler. Tüm masraflar babamın SGK’sıyla karşılandı. Operasyon dört küçük delikten yapıldı. Daha sonra günün belli saatlerinde dışarıdan verilen elektrik akımıyla bacağım her gün bir milim uzadı. Bacağım uzarken içerideki motorun sesini dinledim. Dört ay sonra da topallıktan kurtuldum.’
KOMPLEKSLİ OLANA PSİKOLOG TAVSİYESİ!
Boyu kısaysa ve bunu kompleks yapıyorsa, bu yöntemden yararlanabilir mi?
Bu durumda psikolojik değerlendirme yapmak lazım. Profesyonel psikologlara danışılmalı ve durumu onlar değerlendirmeli. Eğer psikolog, bize kişinin boyu uzatıldığında yaşadığı problemlerin çözülebileceğini tespit ettiğini söylerse ve beklentiler gerçekçiyse böyle kişilere yapılabilir. Ama erişkinler 20 santim birden uzayamaz.
ISRARCI KİŞİLER DE GELİYOR!
Aslında ihtiyacı olmayan ancak yine de boyunu uzatmak amacıyla size gelen ısrarcı kişiler oluyor mu?
Geliyorlar. Bu durumda operasyonu ve tüm risklerini anlatıyorum. Yine de çok ısrar ederlerse, o zaman psikolojik değerlendirme istiyorum. Bazen bu kişilerde ‘Kendinden Memnun Olma Sendromu’ teşhis edilebiliyor. Zaten bu durumda tedavinin tamamen psikolojik olması gerekiyor. Biz boyunu uzatsak bile, o kişi çıkan sonuçtan zaten memnun olmayacaktır. Çünkü kişiler, bize zaten cerrahi müdahale yaptırmış olarak geliyor.
YASEMİN KARAKAYA
30 YAŞIMDA İLK DEFA TOPALLAMADAN YÜRÜDÜM
Geçimini devlet memuru olarak sağlayan Yasemin Karakaya da rahatsızlığını şöyle anlatıyor: ‘Doğuştan kalça çıkıklığı sorunum vardı. Bu nedenle hep topallamak zorunda kaldım. Müthiş ağrılarım, sancılarım olurdu. Bir bacağımın dört santim kısa olması yalnızca estetik sorunu değildi. Tüm vücudumu olduğu gibi etkiliyordu. Ama böyle yaşamaya alışmıştım.
KİMSE İNANMAMIŞTI
Bunun için bacak uzatma operasyonu falan geçirmeyi hiç düşünmüyordum. Ama bir gün sırf topalladığım için dengemi kaybettim ve merdivenlerden düştüm, o gün benim için bir başlangıç oldu. Şişli Etfal Hastanesi’ndeki doktorlar, bacağım uzatılırsa bu sorunlardan tamamen kurtulabileceğimi söylediler. Bacak uzatılınca büyük aletler taşımak gerektiğini biliyordum, çok zahmetli bir işti, göze alamadım. Doktorlar bana dışarıdan hiç belli olmayacak motorlu teknoloji çıktığını söylediler. Bunun üzerine 14 Şubat’ta operasyonumu oldum. Bacağıma motorlu çivi takıldı. Her gün bir milim boyum uzatıldı. 23 Şubat’ta operasyon bittiğinde hayatımda ilk kez topallamadan, ağrı çekmeden yürüdüm. Artık garip tabanlı ayakkabı giymek zorunda da değildim. Bacağım uzatılırken kime söylediysem bana inanmadı. Ama kısa sürede iyileştim. Şimdi sağ bacağım ilk kez sol bacağımla aynı boyda.’
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kaynak : Sabah


